Umuda Yolculuk

A. HALÛK ÜNAL
Okumakta ya da izlemekte olduğunuz blok, gezi direnişinin sonlanmasını (16 Haziran 2013) izleyen günlerde “Taksim Sözleşmesi” adıyla yayına başladı.
Dört yıl sonra yeni bir isimle devam etmek istiyorum; “Umuda Yolculuk”

Peru’lu büyük romancı Mario Vargas Llosa’nın şu sözleri aklımdan çıkmaz:

“Yazarın içinde bulunduğu durum her zaman başkaldırıdır. Şeytanın avukatlığını yapmaktır. Toplumda hayır diyerek  yaşamaktır. Başkaldırmaktır. Farklı düşünme hakkını tanınmasını talep ederek yaşamaktır. Dogmanın, sansürün ve keyfiliğin, ilerleme ve insan onurunun ölümcül düşmanları olduklarını göstererek yaşamaktır.”

Bunun için salt sanatsal yaratılarımız yetmez. Somut tarihsel, politik gelişmeler karşısındaki düşünce ve tutumlarımızı eserlerimize takdir gösteren insanlara açıklamak ahlaki bir sorumluluktur.

Bu söylediklerimi soylulaştırmak, ulviyet katmak kesinlikle yanlış olacaktır.

Söz ettiğim sorumluluğun, bir işyerinde grev öncesi, şahsi fikrimizi yoldaşlarımızdan saklamak ya da açıklamak gibi temel, insani bir ahlak sorunudur.

Bunu, hiç bir biçimde yapmayan meslektaşlarımı kuvvetle kınadığımı da eklemeliyim.

Türk aydın hareketi istisnaları hariç tarihinde hep alacakaranlık kuşağında yaşadı ve sinizmle tanımlanabilecek bir tutumla malül oldu. Korkak ve alaycı…

Şu yer küre üzerindeki cürmüm her ne olursa olsun, bu utanç verici toplulukla birlikte anılmak istemem.

Bu nedenle bir yandan eserlerimde bu ayrımı netleştirmeye çalışırken, diğer yandan sözel olarak da varlığımı bütünlemeye çalışıyorum.

24 Aralık 2017, yani yayına başladığımdan dört yıl sonra adını da değiştirmeye karar verdim.

İsviçreli yönetmen Xavier Koller’in 90 yılında çektiği aynı adlı filmle kurduğu analoji ise, 6 aydır yaşadığım, ve ne kadar süreceğini bilmediğim, siyasal göçmenlik serüvenimden mülhem.