A. Halûk Ünal

Büyük bir şokla karşı karşıyayız. Tarihin en büyük küresel salgını (pandemi) başladı ve yayılıyor.  

Başta İtalya olmak üzere hayatı kapatmak zorunda kalan ülkelerin hikayelerini öğrenmeye başladıkça, şaşırtıcı olmayan bir model görünür hale geliyor, aslında.

Hazırlıksızlık, şaşkınlık, iki yüzlü, ufakçı ve ahmak devlet aklı, bilinçsiz toplum, hızla kontroldan çıkan salgın, kapitalist ( piyasacı veya devletçi) sağlık sisteminin çöküşü ve toplumun kapatılması.

Thomas Pueyo’nun Coronavirüs : Neden şimdi Harekete Geçmeliyiz isimli makalesi, şu ana kadar okuduklarımın içinde en aydınlatıcı olanlardan. Herkese okumasını kuvvetle tavsiye ederim.

Makale bilimsel verilerle yukarıdaki “modeli” desteklediği gibi, bir çok devletin de gerekenleri yapmayacağının dolaylı uyarısı bence.

Yazar devletleri suçlamıyor ama öyle bir tablo ortaya koyuyor ki, devletlerin fıtratları gereği bu gerçekliğe uygun çareler geliştirmesi -imkansız değilse de- çok zor görünüyor.

Böylece ölümcül bir ikilemle yüzyüze geliyoruz, panik halinde hayatı kapatmak, hastalanarak hayatı kapatmak. 

Zaten hayatı kapatmak zorunda kalanlar da hep salgına fenersiz yakalanan kapitalist sağlık sistemleri.

Yine dönüp dolaşıp, kamu oyunun doğru aydınlatılması ve devletlere doğru yönde baskı yapılması meselesine geliyoruz.

Bence yanıt verilmesi gereken soru şu; merkezinde, bilime ve insana fıtratı gereği sadık, muhalif sağlık örgütlerinin durduğu bir iletişim ve dayanışma ağı nasıl organize edilebilir?

Panik içinde hayatı kapatmakla – ki devletlerin de en işine gelen bu olacaktır-  “atın ölümü arpadan olsun” sorumsuzluğu arasında sefil olmamanın tek yolu, muhalefetin, böylesi bir halk sağlığı mücadelesini süratle gündemine alması.