A. Halûk Ünal

Kahramanlar, toplumsal süreçlerin, çatışmaların ve altüst oluşların ürünüdür her zaman. Önce mütevazı bir imge olarak hayatımızda beliren bir figür, kısa süre içinde tarihi bir simgeye, bir rol modeline dönüşebilir.

Özellikle çocukların rol modelleri kendi yaşlarında olanlarla, ellerini uzatsalar yakalayabileceklerini sandıkları yakınlıkta yaşları süren simgeler olur.

Bizim çocukluğumuzda önümüze sürülen rol modelleri, Ayşecik, Ömercik, Küçük Emrah gibi simgelerken, Hollywood büyücüleri (Harry Potter) veya süper kahramanları (Flash, Robin, Süper Girl) öne sürdü yeni nesiller için.

Oysa hakikatin dinamikleri yeni bir kahramanın doğuşunu tetikliyor, onu küresel bir rol modele dönüştürüyor.

Greta Thunberg (16) bir gün okulu astı ve bisikletiyle İsveç parlamentosunun önüne gidip oturdu, elinde de bir tahta üzerine boyadığı pankartı vardı.

“Tabelayı bir tahta parçasına boyadım ve broşürler için herkesin bilmesi gerektiğini düşündüğüm bazı gerçekleri yazdım. Sonra bisikletimi parlamentoya götürdüm ve oraya oturdum… İlk gün, sabah 8.30’dan akşam 3.00’e kadar yalnız oturdum. İkinci gün insanlar bana katılmaya başladı.”

Bu çok genç kadın, sekiz ay sonra ise Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilecekti.

Kahramanın yolculuğu

Bütün kurgusal veya gerçek kahramanlar gibi onun da çıktığı yol aşılmaz görünen engellerle doluydu. Zaten kahramanlara bağlanmamıza neden olan da onların ilk bakışta aşılması imkânsız görülen engelleri aşma kararlılık ve yetenekleri değil midir?

Greta Thunberg, 3 Ocak 2003 tarihinde Stockholm’de doğmuş.  Opera sanatçısı Malena Ernman ve aktör Svante Thunberg’ün kızı. Babasının dedesi oyuncu ve yönetmen Olof Thunberg.

Yaşamındaki ilk büyük dönemeç 11 yaşında nükseden hastalığı ile tanışmasıydı.

Ansızın denilebilecek bir hızda depresyona girdi sonunda Greta’ya “Asperger sendromu, obsesif-kompulsif bozukluk ve seçici mutizm” teşhisleri kondu. Konuşmayı bıraktı, yemez içmez oldu, iki ayda on kiloya yakın zayıfladı.

Ailesinin ve kendisinin aktardıklarına göre bu süreçte yalnızca iklim sorunlarıyla ilgili belgeseller izledi.

Bütün okul hayatında sahip olduğu “sorun”lar nedeniyle muhatap olduğu zorbalıklar belgesellerden öğrendiklerinin yanında önemsiz kalıyordu artık.

20 Ağustos 2018’de, dokuzuncu sınıfa yeni başlayan Thunberg, kararını vermişti. Yaklaşan iklim felaketine karşılık bir şeyler yapmalıydı.

Babası “ Bundan çok mutlu olduğum söylenemez, onun okulda olması gerekiyor. Ama ya evde oturacak hiç bir şey yapmayacak ya da karar verdiği eylemleri gerçekleştirecekti. Ayakta durma arzusuna saygı göstermemiz gerekiyordu. Bu durum, hiç bir şey yapmamasından çok daha iyi.” Diye açıklıyor kendi bakış açısını.

Oysa işin gerçeği yukarıda listelediğimiz teşhislerin tamamına sahip bir çocuğun kendisini “tedavi etmenin” yolunu buluş biçimi aslında bizlere hiç de yabancı olmasa gerek.

“Düşünüyorum. Bazı insanlar olayların gitmesine izin verebilir, ancak ben yapamam, özellikle de beni endişelendiren veya üzen bir şey varsa. Gençken ve okuldayken öğretmenlerimizin bize okyanustaki kutup ayılarının açlıktan plastik yediği filmler gösterdiğini hatırlıyorum. Tüm filmler boyunca ağladım. Sınıf arkadaşlarım filmi izlediklerinde endişeliydiler ama film bittiğinde başka şeyler düşünmeye başlıyorlardı. Bunu ben yapamam. Bu fotoğraflar kafamın içinde kaldı. ”

Aynı durumla ilgili bir öğretmeninin tanıklığı ise muhafazakarlıkla gerçekçiliğin kesiştiği dramatik bir yerde biçimleniyor; “Greta bir baş belası, yetişkinleri dinlemiyor. Ancak bir felakete son süratle yaklaşıyoruz ve bu durumda tek makul şey mantıksız olmak. ”

Greta, 9 Eylül’de 2018 İsveç genel seçimlerine kadar okula gitmemeye karar verdi.  Talepleri İsveç hükumetinin Paris Anlaşmasına uygun olarak karbon emisyonlarını azaltmasıydı. Okul saatlerinde her gün üç hafta boyunca Riksdag dışında oturarak protesto etti.

Thunberg, orijinal grev fotoğraflarını Instagram ve Twitter’da yayınlamaya başladı.

İsveç iklimine odaklanan sosyal medya şirketi We Have Time (WDHT) ‘ın kurucusu Ingmar Rentzhog’a göre, fotoğraflar yayınlanmaya başladıktan sonra grev halkın dikkatini çekmeye başladı ve ardından Thunberg’in fotoğrafı  şirketin Facebook sayfasında yayınlandı. Ayrıca şirketin YouTube kanalında neredeyse 88.000 görüntülenen İngilizce bir video yapıldı.

Finlandiya bankasının temsilcisi Nordea, Thunberg’in tweetlerinden birini 200 binden fazla izleyiciye aktardı.

Thunberg’in sosyal medya profili, hikayeleri, bir haftadan kısa bir süre içinde uluslararası medyanın da dikkatini çekti.

Yeni nesil bir öncü doğuyor

Genel seçimlerden sonra, Thunberg sadece Cuma günleri grev yapmaya devam etti. Tüm dünyadaki okul öğrencilerine öğrenci grevlerine katılma konusunda ilham verdi. Aralık 2018 itibariyle, en az 270 şehirde 20.000’den fazla öğrenci grev yapmıştı.

Ekim 2018’den sonra, Thunberg’in eylemciliği, yalnız protesto gösterilerinden Avrupa’daki gösterilere katılmaya doğru değişim göstedi. Mart 2019’a kadar, her Cuma günü başka öğrencilerin de ara sıra katıldığı düzenli protestolarını İsveç parlamentosu dışında sürdürüyordu.

Mart 2019’da Greta, depresif bir “yalnız” hatta “ucube” iken, her yerde gençlik iklimi eylemcileri için bir ilham kaynağına dönüşmüş; İklim İçin Gençlik Grevi (Youth Strike 4 Climate) adlı bir hareketin doğuşuna öncülük ediyordu.

15 Mart 2019’a kadar 1 milyon öğrencinin 125 ülkede 2.000 protesto gösterisi düzenlediği tahmin ediliyor.  Ki bu,  o güne kadar yapılmış en büyük iklim protestolarından biri.

Greta, üç Norveçli milletvekili tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi:

Norveçli Sosyalist Milletvekili Freddy Andre Ovstegard AFP haber ajansına verdiği demeçte, “Greta Thunberg’i önerdik çünkü iklim değişikliğini durdurmak için hiçbir şey yapmazsak bu, savaşların, çatışmaların ve mülteci dalgalarının nedeni olacak. Greta Thunberg barışa büyük katkı olduğunu düşündüğüm kitlesel bir hareket başlattı” dedi.

Kazanırsa, Malala Youfsazi’den bu yana Nobel Barış Ödülü’nü kazanan en genç kişi olacak.

Elbette güncel olarak gerek bu profile ilham veren en son olay da 20 Eylül iklim grevinin küresel ve kitlesel bir itiraza dönüşmüş; Greta’nın yeni bir güçlü konuşmayı BM İklim Zirvesi’nde yapmış olması.

Aslında son on yıl içinde ABD, İran, Kuzey Suriye başta olmak üzere kadın hareketinin izlediği seyir, Kuzey ve Doğu Suriye’de tarihin ilk kadın devriminden söz ediliyor olması bile, yeni nesil kahramanların kadınlar olmakla kalmayacağını gösteriyor.

Özellikle Ortadoğu, Ezidi, Kürt toplumları 2011’den bu yana kadın kahramanlar yaratmakta önde gitseler de, beyazların içinden gelen 16 yaşında bir genç kadının küresel imge olarak şimdilik öne geçtiğini görüyoruz.

Kimbilir bütün bunlar, belki de tarihin kadınlar tarafından öncülüğü yapılan ilk küresel devriminin de işaretleridir.

*İlk olarak Evrensel Demokrasi gazetesinde yayımlanmıştır.