Burcu Özkaya Günaydın

Suriye savaşıyla birlikte ‘ne rejim ne diğerleri’ diyerek üçüncü yol olan Kürtler, ‘yoktan’ ‘var’ olarak devrim ateşini Kobanê’den başlattılar. Bir taraftan savaş devam etti diğer taraftan yeni bir sistem filizlendi. Eksiği vardı, sıkıntısı vardı ama her gün yeni bir şey katıldı. Biz de bu sistemin en önemli ayaklarından olan eğitim sistemine mercek tuttuk. 15 Eylül itibariyle 1 milyon öğrencisi binlerce öğretmeni ile 2019-2020 öğretim yılının startı verilen Kuzey Suriye’de nasıl bir eğitim sistemi var, sorunları nelerdir Kuzey Suriye’nin eğitim emekçilerine sorduk…

kuzey suriye

Kuzey ve Doğu Suriye’de Demokratik Özerk Yönetimin ilan edildiği 21 Şubat 2014 tarihinden bu yana eğitim alanında her sene biraz daha ileriye gidildi. Kitaptan öğretmene dek her alanda yaşanan imkânsızlıklara rağmen demokratik ulus ilkesinde eğitim verilmesi amacıyla Eğitim Öğretim Komiteleri kuruldu. Sıfırdan başlayan komitelerin elinde ne bir kitap, ne materyal ne de eğitim verecek kadro bulunuyordu. Komitelerin sekiz ay gibi kısa bir süre içerisinde hem eğitim materyalleri hem de eğitim verecek kadroları hazırlaması gerekiyordu.

Materyallerin hazırlanması amacıyla Özerk Yönetim’e bağlı Cizirê, Kobanê ve Efrîn’de bazı öğretmen ve eğitim uzmanları tarafından Eğitim Materyalleri Hazırlama Kurumu açıldı. Her üç yönetim de 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı’nda ilk eğitimi vermeye başladı. Akademilerin ilk yılında materyal hazırlama, tecrübeleri öğretmenlere bırakıldı. Her sene bir önceki seneye göre daha gelişen ve güçlenen akademilerden mezun olanların sayısı da artarak devam etti. 

Anadilin yanı sıra 4. sınıftan üniversiteye kadar okullarda bölge dillerinden Kürtçe, Arapça ve Süryanice dillerinden biri seçmeli ders olarak öğretiliyor. Öğrenci seçtiği dil üzerine haftada iki saat olmak üzere liseyi bitirene kadar eğitim görüyor. 

Baas Partisi’nin baskıcı dönemini yaşamış, devrim sürecine tanıklık eden Qamişlo Kantonu Eğitim Komitesi Sorumlusu Behçet Lewend, devrim öncesi, süreci ve şu anki dönemi bize aktarmaya çalıştı. Baas zihniyetinin temel felsefesinin Suriye toprağı üzerinde yaşayan herkesin Arap olduğuna dayandığını vurgulayan Lewend, “Bu zihniyete göre ya Arap’sın ya da yoksun. Dolayısıyla biz aslında yoktuk. Kendinizi bir Arap olarak kabul ederseniz var olma hakkınız korunur; ama etmezsen onurlu yaşama hakkı verilmiyor. 1962 yılında Muhammed Talab Hilal adıyla bilinen bir komite Kürt bölgelerinde bir çalışma yürüttü ve Suriye hükümetine sundu. Çalışmanın içeriği; Kürt bölgelerinin demografik özelliklerinin değişmesi, bölgedeki Araplara adapte edilmesi, kabul etmeyeni de işsizlik ve açlık sistemine tabi tutmaktı” diye konuştu. 

rojava

“Eğitim toplumun gelişmesi veya bozulmasının temelidir” diyen Behçet Lewend, “Güç, şiddet, milliyetçilik, din üzerinden şekillenen eğitim sisteminin sonucu ortada. Bir toplumun ileriyi gidebilmesi için milliyetçilik, şiddetten uzak bir eğitim sistemi olmalı. Biz Rojava’da toplumun barış ve uyum içinde yaşaması için demokratik, çok dilli, çok kültürlü bir sistem, cinsiyet eşitliğini gözeten bir sistem getirdik. Zorluklara ve yeni deneyime rağmen, bu felsefenin ürününe bakıyoruz. Toplum yıllarca birbirini düşman gören bir eğitim aldı. Şimdi ise dine, kültüre ve millete saygılı ortak bir yaşama doğru ilerliyor” şeklinde konuştu. 

Kuzey Suriye eğitim sisteminde en önemli noktanın anadilde eğitim olduğuna vurgu yapan Lewend sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anadilde eğitim hem halkları yok saymama adına önemli hem de çocukların anlama ve öğrenmeleri açısından. Eğitim dili anadilde olduğunda, çocuklar daha hızlı anlıyor ve eğitim daha kolay hale geliyor. Eski sistemde Kürt çocukları okulun ilk iki yılı, eğitim dili ve öğretmenleri tarafından konuşulan dil nedeniyle çok zorluk yaşadılar. Çocuklar dersleri anlamadılar. Dil sadece bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda çocukların dilini onların tarihi ve kültürüyle ilişkilendirir. Yıllarca okullarda Arap kültürü, milleti, toprağı öğretildi. Başka milletler halklar yokmuş gibi.  Bize göre okullarda eğitimin amacı çocukları dillerinden, milletlerinden, kültürlerinden ve tarihlerinden uzak tutmak veya dışlamak değil, topluma hizmet eden,  üreten insan yetiştirmektir.”

Batı okullarında da her çocuğun hem anadilini, hem de yaşadığı toplumda konuşulan dili kültürü öğrendiğini belirten Behçet Lewend, “Şu an Rojava sisteminde de böyle. Hem anadil öğreniliyor hem de yanında başka bir dil daha. Hiçbir dil, kültür, din diğerinden üstün değildir. Okul bahçelerinde Kürt, Arap, Süryani, tüm çocuklar birlikte oyunlar oynuyor” dedi.

ğitim sistemlerinde en vazgeçilmez bir başka konunun ise toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunu vurgulayan Lewend, “Her yerde kadın soykırımı var. Jineolojiyle, cinsiyet eşitlikli sistemimizle öncüyüz. Kadın özgür olmadan toplum da özgür olmaz felsefesine inanıyoruz. Demokratik toplum için eğitimde cinsiyet eşitliği şart. Kadınların erkekler tarafından baskı altına alındığı zihniyetini ortadan kaldırmak için, öğrencilerin kadınlarla birlikte rol ve etkilerini belirliyoruz” diye konuştu. 

Sistemin başlıca sorunlarının öğretmen eğitimi olduğunun altını çizen Behçet Lewend, devamla şunları aktardı: 

“Başlıca engellerden biri öğretmen eğitimi. Kürt dili daha önce yasaklandığından, Kürt öğretmenlerinin eğitiminde zayıf kalındı. Bu yüzden önce öğretmenleri eğitime tabii tutuyoruz. Eğitim alanında ciddiyiz ve ileri adımlar atmak istiyoruz. Bilimsel eğitim için materyallere ihtiyaç var. Sadece öğretmenleri eğitmeyle sorun çözülmüyor. Görsel eğitim önemli ama projeksiyon sıkıntımız var. Önümüzde eğitim sürecinde materyalli eğitim sunmak istiyoruz ama bunun için güçlü bir maddiyata ihtiyaç var. Bunun yanı sıra savaşta çok fazla okul tahrip oldu. Birçok Suriyelinin Halep, Humus ve Dera Zor gibi diğer Suriye şehirlerinden gelmesiyle yeni okul ihtiyacı doğdu.” 

Behçet Lewend, en büyük eksiklerden birinin de savaşta ailesini kaybetmiş, fiziki ve ruhi yaraları olan çocuklara destek sağlayacak bir tesis inşa edemediklerini olduğunu belirtti. 

Yeni eğitim sisteminin ilk olarak pratikleştirilmeye başlandığı yer Cizîre Bölgesi. Qamişlo ve Hesekê kantonlarından oluşan Cizîre Bölgesi Eğitim Konseyi Eş Başkanı Semira Hac Eli, çok dilli eğitimle amaçlarının halkların birbiriyle daha güçlü ve eşitlikçi ilişkiler kurmasını sağlamak olduğunu belirterek, “Bu demokratik ulus anlayışına göre bir yaklaşım. Bir dilin, diğer diller üzerinde hâkimiyeti olmayacak. Ne sürekli Kürtçe ne sürekli Arapça konuşmak zorunda olacağız. Birbirimizin dilini anlayıp birbirimizin dilinden konuşabileceğiz. Böylece diğer dillerle de bağımız gelişip onları sahipleneceğiz” şeklinde konuştu. 

Suriye devletindeki eğitim sistemi ile demokratik ulus eğitim sistemi arasında çok büyük farklılıklar olduğunu vurgulayan Hac Eli şöyle devam etti: 

“Eğitim sistemimizde tüm halkların kendi anadiliyle eğitim görmesini, kültür ve tarihini okumasını ve birbirine tanıtmasını sağlayacak şekilde düzenlendi. Örneğin; yıllarca Baas’ın tekçi sisteminde yaşamış bu bölgenin halkları için tarih dersleri çok önemli. Öğrencilerimize; dünya, Ortadoğu ve Suriye tarihini bütün halkların içinde olduğu bir anlatımla veriyoruz. Kürt, Arap, Süryani, Ermeni tüm halkların birbirinin tarihini tanıması ve geçmişle yüzleşerek geleceğin yaratılması için zemin oluşuyor. Öğrencilerimiz bu derslerde her halkın bir tarihi ve kültürünün olduğunu görüyor ve Mezopotamya halklarının inkâr edilmeye çalışılan kadim tarihini öğreniyor.”

Uzun yıllar tekçi, kendisinden olmayanı yok sayan zihniyet altında yaşamış bir toplum gerçekliğiyle karşı karşıya olduklarının altını çizen Semira Hac Eli, “Öğretmenlerde bu toplum gerçeğinden bağımsız değil. Sistemimiz hala çok yeni. İlk zamanlara göre çok yol kat ettik ama hala tam anlamıyla aştığımızı söyleyemeyiz. Baas sisteminde okullarda öğretmenler öğrencilerini dövüyorlardı. Biz bu alışkanlığa karşı kaç yıldır uğraşıyoruz. Çocuk ne kadar yaramaz olursa olsun dayağın terbiye yöntemi olamayacağını anlatıyoruz. Bu doğrultuda öğretmenlerimizi branş konusunda eğittiğimiz gibi pedagoji eğitimi de veriyoruz” dedi.  

Kadın öğretmenlerin sayısının erkek öğretmenlerden fazla olduğuna vurgu yapan Samira Hac Eli şunları söyledi: 

“Cizîre bölgesine bağlı olan Şeddade, Hol, Arişa gibi DAİŞ’ten özgürleştirilmiş alanlarda Arap halkımız yaşıyor. Kültürleri Rojava’daki Kürtlere benzemiyor. Feodalite, dini geleneklerin çok daha fazla etkisindeler. Fakat yavaş yavaş katılımları gelişiyor. Örneğin; biz şimdiye bu bölgedeki Arap kadın öğretmenlerle bir aylık 3-4 kapalı düşünsel eğitim devresi gerçekleştirdik. Şimdi Şehit Eziz Arap Eğitim Akademisi’ne gidip eğitim görüyorlar. Bu akademide de erkek ve kadın öğretmenler birlikte eğitime katılıyor. Yani eskisi gibi değil, yavaş yavaş toplum eski feodal değerlerden arınarak özgürleşiyor.”

Okullarda en önem verdikleri derslerden birinin jineoloji olduğunun altını çizen Hac Eli, “İlk sınıflarda verilen toplum ve yaşam dersinde temizlikten, saygıya, iletişime, kadına saygıya kadar demokratik kültürün birçok ilkesi çocuğa kazandırılıyor. 10. ve 11. sınıflarda hem erkek hem de kadın öğrencilere jineoloji dersleri veriliyor. Bu dersler toplumdaki cinsiyetçiliğin aşılması ve geriletilmesi noktasında çok önemli. Diğer Ortadoğu bölgelerine oranla kadın özgürlüğü noktasında bir gelişme olsa da binlerce yıllık cinsiyetçi bir kültür var. Bu nedenle jineoloji dersleri hayati önemde” diye konuştu.

Türkiye’nin Zeytin Dalı operasyonuyla girdiği Efrin’de halkın bir kısmı Şehba’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Şehba’da yaşayanlar, diğer bölgelere nazaran yeni eğitim yılına daha zorlu şartlarda girdi. Şehba’da çalışmalar halkın bu bölgeye göç etmesiyle başlatıldı. 10 bini ilk ve ortaokul, 3 bini lise olmak üzere 13 bin öğrenci, 8 Eylül itibariyle eğitime başladı. Kuzey Suriye’nin genelinde olduğu gibi bu bölgede de yine demokratik ulus çerçevesinde üç dilde eğitim verilecek. 

Efrîn Bölgesi Sözcüsü Narîman Sîdo, “Biz kısıtlı imkânlara rağmen burada eğitimi başlattık. Ama hala çok eksiğimiz var. Evlerinden göç etmek zorunda kalan Efrînli öğrenciler için uluslararası yardım örgütlerinden destek bekliyoruz” dedi.

Minbic Eğitim ve Öğretim Komitesi Eşbaşkanı Suhêl Walî, yeni eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında İngilizce, Fransızca, Resim, Müzik, Kürtçe gibi birçok branştan 3 bin öğretmeni göreve hazırladıklarını vurguladı. Öğretmenler için aşamalı olarak eğitim programları açtıklarını söyleyen Walî, devamla şöyle konuştu: 

“Birinci ve ikinci eğitim programlarına yaklaşık bin 500’er öğretmen alındı. Bu eğitim programlarını tamamlayan öğretmenler daha sonra sınavdan geçti. Sınavdan 60’ın altında puan alan öğretmenler ise hazırlanan üçüncü eğitim programına alındı. Eğitimde ileriye gitmek için öğretmenlerin iyi bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Her yıl biraz daha ilerliyoruz.”  

rojava

Anadilin yanı sıra 4. sınıftan üniversiteye kadar okullarda bölge dillerinden Kürtçe, Arapça ve Süryanice dillerinden biri seçmeli ders olarak öğretiliyor. Öğrenci seçtiği dil üzerine haftada iki saat olmak üzere liseyi bitirene kadar eğitim görüyor. 

15 Eylül itibariyle 1 milyon öğrencisi binlerce öğretmeni ile 2019-2020 öğretim yılına start veren Kuzey Suriye’de Cizire’den Heseke’ye, Menbiç’e dek uzanan özerk bölgede eğitimin nasıl başladığını ve şu an ne seviye olduğunu,  sorunlarını Kuzey Suriye’nin eğitim emekçilerinin anlatımıyla aktarmaya çalışacağız.Baas Partisi’nin baskıcı dönemini yaşamış, devrim sürecine tanıklık eden Qamişlo Kantonu Eğitim Komitesi Sorumlusu Behçet Lewend, devrim öncesi, süreci ve şu anki dönemi bize aktarmaya çalıştı. Baas zihniyetinin temel felsefesinin Suriye toprağı üzerinde yaşayan herkesin Arap olduğuna dayandığını vurgulayan Lewend, “Bu zihniyete göre ya Arap’sın ya da yoksun. Dolayısıyla biz aslında yoktuk. Kendinizi bir Arap olarak kabul ederseniz var olma hakkınız korunur; ama etmezsen onurlu yaşama hakkı verilmiyor. 1962 yılında Muhammed Talab Hilal adıyla bilinen bir komite Kürt bölgelerinde bir çalışma yürüttü ve Suriye hükümetine sundu. Çalışmanın içeriği; Kürt bölgelerinin demografik özelliklerinin değişmesi, bölgedeki Araplara adapte edilmesi, kabul etmeyeni de işsizlik ve açlık sistemine tabi tutmaktı” diye konuştu. 

rojava

Kürtlerin tamamına demografik değişim ve göç politikasını uygulayamadıklarının altını çizen Lewend şöyle devam etti: “İkinci strateji; Arap dili, kültürü ve milletiyle gurur duyan bir Arap kişiliği inşa etmek” oldu. Kürtçe konuşmak yasaklandı. Okullarda çocuklara Arap milliyetçiliği aşılandı. Arap dili, Arap kültürü, Arap tarihi, Arap toplumu, Arap milleti, Arap ülkesi, Arap toprağı, Arap kültürü…” gibi sözler öğretildi. Çocukluktan erginliğe 18 yaşına kadar Suriye’de Ermeniler, Süryaniler, Çerkesler, Türkler, Asuriler olduğunu bilmiyorduk. Herkes Arap sanıyorduk.” 

“Eğitim toplumun gelişmesi veya bozulmasının temelidir” diyen Behçet Lewend, “Güç, şiddet, milliyetçilik, din üzerinden şekillenen eğitim sisteminin sonucu ortada. Bir toplumun ileriyi gidebilmesi için milliyetçilik, şiddetten uzak bir eğitim sistemi olmalı. Biz Rojava’da toplumun barış ve uyum içinde yaşaması için demokratik, çok dilli, çok kültürlü bir sistem, cinsiyet eşitliğini gözeten bir sistem getirdik. Zorluklara ve yeni deneyime rağmen, bu felsefenin ürününe bakıyoruz. Toplum yıllarca birbirini düşman gören bir eğitim aldı. Şimdi ise dine, kültüre ve millete saygılı ortak bir yaşama doğru ilerliyor” şeklinde konuştu. 

© Ahval Türkçe