Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin yeni belediye yönetimi ve yeni festival yönetimiyle yapmaya çalıştığı yeni başlangıç, farklı mail gruplarında başlayıp, SİYAD’ın deklerasyonuyla kamusal alana düşen bir tartışma başlattı. Tartışmanın genel kapsamı sansür olmakla birlikte, 2014’de yaşanan “sansür krizi”ni de yeniden gündeme getirmiş oldu. Kriz sonunda bütün yarışmacı filmler, yarışmadan çekilmiş, ancak festivalin boykot edilip edilmemesi konusunda sinema sektörü içinde iki görüş hakim olmuştu. O tarihte yarışmacı filmlerden biri olan Küçük Kara Balıklar’ın yönetmenleri olarak biz de iki ayrı basın açıklaması yayınlamış; ekip olarak kendi tavrımızı toplu bildiriler dışında ifade etmeyi gerekli görmüştük. “Yeni tartışma” vesilesiyle hafıza tazelemek için her iki basın açıklamamızı burada yayınlayacağım. Eğer zaman bulabilirsem, tartışmanın geneline ilişkin bir yeni yazıyı da kaleme alacağım. (A.H.Ü)

—————————————————————

13. Ekim 2014

Antalya Film Festivali Belgesel kategorisinde yarışmacı olan Küçük Kara Balıklar ekibinin festivalde yaşanan sürece dair basın açıklaması yaptılar.  

A.Haluk Ünal, Ezel Akay, Serpil Güler, Cem Terbiyeli, Önder İnce’den oluşan Küçük Kara Balıklar ekibinin açıklaması şöyle:

Değerli Sinema severler, Sevgili Meslektaşlarımız,

Bu tür krizler Antalya’nın belediye festivali olmasıyla ilgili yapısal sorunları nedeniyle ne ilk ne de son.

Bizler Antalya’da geçtiğimiz 20 yıl boyunca yarışmacı senarist, yönetmen, yapımcı, eğitmen ve festival yönetisi, meslek örgütü yöneticisi olarak bulunduk.

Bu tecrübe bize bu ve benzeri olaylarda 3 ilkeyi gözetmek gerektiğini öğretti.

1. Sanat ahlakını ve özgürlüğünü korumak. 2. Bütün sorunlarına rağmen sinema sektörüne sayısız fayda sağlamış festivali -bazen siyasi yöneticilere rağmen- korumak. 3. Hemen tamamı meslektaşlarımız olan, zor yetişen, festival yönetim kademelerinde yer alan arkadaşlarımızın onurlarını ve haysiyetlerini korumak.

Bu üç ilkeyi birden dikkate almaksızın atılmış bütün adımlarda kazananın olmadığını, en çok da filmini yoktan varetmiş bizlerin kaybettiğini iyi biliyoruz.

Bu süreçte Festival Yönetimi’nin, filmleri bir yayın yönetmeni gibi, çok yanlış bir yaklaşımla, hukukçulara danışmasıyla başlayan hatalar zinciri kontrolden çıkmış; bu gün bütün festivali tehdit eder bir nitelik kazanmıştır.

Festival listesine seçilmiş olan bir çok film sansürcü bir zihniyetin kabul edebileceği filmler değil, bu açık.

Festival tarihinde krizi bu boyutlara taşımaksızın çözmenin sayısız örneği de mevcut.

Elbette bu süreçte birinci derecede sanatsal ve siyasi sorumluluk festival yönetimindedir. Ve basiretli olma, sorun yaratmama, yaratıldığında da çözme becerisi onlardan beklenir.

Bu noktada sicilleri bir avazda sansürcü diyemeyeceğimiz, festival yönetiminin zincirleme hatalar yaptığı açıktır ve kabul edilemez.

Ancak herşeye rağmen kriz, bu boyuta taşınmayabilirdi. Herkesce malum önjüri krizlerinden bir yenisini yaşıyoruz.

Yönetmelik gereği festival yönetimince ve adına, kendilerine delege edilmiş bir çalışmayı yürüten ön jürinin acemiliklerinin, sorunun bu boyuta taşınmasında önemli bir rol oynadığını düşündüğümüzü de not etmek istiyoruz.

Ön jürinin elinde yorgan yakmak yerine, bu sorunu çözmeye çalışmak, festivali de koruyan yöntemlerle sürece bizleri dahil etmek, ve herkesin kazanacağı bir çözüm üretmek üzre yönetime gerekli uyarıcılık ve gerekirse baskıyı göstermek; olmadı toplu geri çekilme tavrı için koskoca bir hafta vardı.

Oysa, önjüriden başlayan özensiz telaşa, herkes uymak zorunda kaldı.

Bu arada sürece müdahil olan üçüncü kişilerin, söz konusu film ve yönetmenine nasıl bir yük yüklediğini kendilerine yeterince sorduklarından da emin değiliz. Söz uçar yazı kalır. Bu nedenle ayrı bir açıklama yapma gereği duyduk.

Ne yazık ki, olan oldu. Sorun, geçmişte çok daha vahim örneklerdeki gibi, herkesi ve herşeyi yaralayan bir krize dönüşmeden çözülemedi.

Bu noktada DİFA ekibi ve KKB yönetmenleri olarak Reyan Tuvi’nin sonuna kadar yanında olacağımızı, kendi kararlarımızı onun kararlarına bakarak vereceğimizi, filmini festivalde, yarışmacı olarak görmeyi talep ettiğimizi ilan ediyor; Festival Yönetiminin yaptığı hatadan dönmesini bekliyoruz.