ZEYNEP KIZILIRMAK / QAMIŞLO

Rojava ya da Kuzey Doğu Suriye; adını hangi yöne göre tanımlarsak tanımlayalım, hayal edilmiş bir gelecek inşasının yapılabilirliği ölçüsünden Rojava, kendini gerçekleştirme mekânı olarak son yıllarda adından sıkça söz ettiriyor. Ataerkil tarihin başından itibaren tanrı-baba-devlet, toplumsal düzeni sağlayıcı olarak sunuldu. Kapitalist modernite bu üçlü üzerinden kendini inşa etti. Hatta tarih içinden bu üçlü iktidar mekanizmasına karşı çıkan hareketler bile çoğu zaman çareyi devlet içinde aradı. Günümüzde ulus-devlet ile tekleşen bu toplum bozucu sisteme karşı Rojava’da ortaya çıkan model ise farklı coğrafyalardaki az sayıda benzerleri gibi adaletten ekonomiye, sağlıktan eğitime, siyasetten özsavunmaya toplumun öz yeterliliğine dayanarak kaos ve savaşların ortasından ütopyaya doğru bir adım oldu.

Rojava’ya ilk ayak bastığım günden itibaren, ütopyanın/hayalin gerçeğe atılmış adımına ettiğim tanıklık, bana hep editörlüğünü Alexandra Brodsky ve Rachel Kauder Nalebuff’un yaptığı, “Feminist Ütopya Projesi – Daha İyi Bir Gelecek İçin Elli Yedi Tahayyül” kitabından okuduğum şu satırları hatırlattı: “…Geleceği inşa etmek için önce onu hayal etmeliyiz. Bugünün gerçekleri üzerinden stratejiler kursak da, nereye doğru gittiğimizi görmeli ve devam etmeli, gereken umudu toplayabilmeliyiz. Dahası hayal etmek, başlı başına, burada ve şu an gerçekleşen bir isyan biçimidir…”

Günümüzde kapitalist modernitenin emperyalist emellerinin paylaşım mekânı olan savaş ve kaosun eksik olmadığı Ortadoğu’da Suriye iç savaşı başladığında Rojava’nın, toplumun özyeterliliği ile devrimi gerçekleştirmesinin nedenleri vardı kuşkusuz.

Toplumsal sözleşme yenilenecek

Peki hayalle başlayan isyanla, onca bedelle yaratılan Rojava Kadın Devrimi kendini hangi esaslar üzerinde inşa etti ve mücadelesini nasıl sürdürüyor? Bu soruya en iyi cevabı Kuzey Doğu Suriye’de kadınların çatı örgütü Kongra Star Sözcüsü Evîn Sewaîd veriyor: “Rojava’da kadınların devrime hazırlığı eskilere dayanır. Önder Apo bize hayal etmeyi öğretmişti. Bu topraklarda çoğumuz onu gördük ve onun fikirlerinden etkilendik. Özellikle kadınlar, onun dünya görüşündeki enginliğe tanık olduk. O yüzden 2005 yılında Yekîtiya Star’ı kurdu Rojavalı kadınlar ve uzun yıllar Suriye rejimi içinden gizli gizli örgütlülüğümüzü sağladık. 2011’de Suriye iç savaşı başladığında değişim için ilk sokağa çıkan kadınlar oldu. Mahallesini koruyan, toplumsal adaletini sağlamak için mahalle mahalle dolaşan kadınlardı. Biz erkeklerden daha çok çalıştık, çünkü onların sadece bir özgürlük sorunu vardı. Bizim ise hem toplumun erkek zihniyetine ve devletlerin erkek zihniyetine karşı çifte savaş vermemiz gerekiyordu. Yani özgürlüğe onlardan daha çok ihtiyacımız olduğunu biliyorduk.”

Temmuz 2012’de devrimin başlangıcıyla birlikte kadınların iki yönlü mücadeleye giriştiklerine dikkat çekiyor Evîn, “Rojava Devrimi başladığında Cizîr, Kobanê ve Efrîn kantonlarında kadınlara bir yandan YPJ’ye katılarak, devrimi savunma görevine girişti diğer yandan ise toplumsal dönüşüm için örgütlülüğünü geliştirdi. Bu anlamda ilk örgütlenen yer Mala Jin’lar oldu. Sokak sokak, ev ev kadınların yaşadığı sorunlardan haberdar olduk bu sayede ve anında müdahale edebildik. Savaş koşulları toplumun birçok geriliklerini meşrulaştırmak için erkeğin zemin aradığı bir ortam, bunu yakınen yaşadık. Özellikle çocuk evlilikler konusunda büyük mesafe kaydettik. Bir deneme olarak Kadın Kanunlarını yani toplumsal sözleşmeyi oluşturduk ve bunu üç kantonda da hayata geçirdik. Bugün bu kanunlar yetersiz geliyor o yüzden toplumsal sözleşmeyi yenilemek için yeni bir çalışma başlattık.”

Örgütleme ağı genişledi

Zamanla yeni alanların kurtarılması ve Kuzey Doğu Suriye sistemine dahil olmasıyla Kürt, Arap, Süryani, Ermeni, Çerkes, Türkmen tüm kadınların ortak özgürlük talebine dönen, Rojava Devrimi’nin yeni bir örgütlenme deneyimine kapı araladığını kaydeden Evîn, bu ihtiyaçtan kaynaklı 2016 yılında Yekîtiya Star’ın Kongra Star’a dönüştüğünü ve örgütlenme ağını genişlettiğini anlattı. Evîn, “Yekîtiya Star Kürt kadınlarının mücadele alanıydı ancak Rojava Devrimi’nin etkisi ile coğrafyada yaşayan bütün halklardan kadınlar bir araya gelmeye ve ortak mücadele zemini oluşturmaya başladık” diyor.

“Bizim gündemimiz her zaman iki yönlü oldu, birincisi işgalci güçlere karşı toprağımızı savunmak ve içeride kadın mücadelesi ile özgürlük bilincini geliştirmek” diyen Evîn, “Önce savaşalım kadın mücadelesini sonra yaparız diye hiç düşünmedik. Cephede nasıl savaştıysak toplumun erkek egemen zihniyetine karşı da öyle savaştık, hala da savaşıyoruz. Kongra Star, Kuzey Doğu Suriye’de kadınların her alanda eğitim alarak güçlü bir şekilde cins mücadelesi yürüttüğü yer olarak mücadelesine devam ediyor. Rojava’ya kadın devrimi olarak bakılıyorsa, bu kadınların birlikte güce dönüştükleri örgütlülükleri sayesindedir” diye belirtiyor.

Ortadoğu’da siyasete ortak olmak

Evin’in dikkat çektiği gibi Kuzey Doğu Suriye’de devrimin başından itibaren bütün alanlarda hem yönetime ortak olan kadınlar aynı zamanda o yönetimin kadın örgütlüğünü de sağlıyor. Ekonomide, kültür sanatta, siyasette kadının dezavantajlı olduğu bütün alanlarda kadınlar öz örgütlülükleriyle güçleniyor ve devrimin temel yürütücü mekanizmalarında yerini alıyor.

Bu mekanizmalardan biri eşbaşkanlık sistemi. Kürt Özgürlük Hareketi perspektifi ile eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemini erken hayata geçiren Kuzey Doğu Suriye halklarının siyasi temsilinin olduğu, parti, meclis dahil tüm oluşumlarda eşbaşkanlık sistemi uygulanıyor. Tevgera Civaka Demokratîk (TEV-DEM), Meclîsa Suriyeya Demokratîk (MSD) ve Partiya Yekîtiya Demokratîk (PYD) gibi devrimin öncü kurumlarının hepsinde eşbaşkanlık sistemi mevcut. Eşbaşkanlık sisteminin ilk hayata geçirildiği siyasi oluşum ise PYD.

Burada sözü PYD Eşbaşkanı Eyşe Hiso’ya bırakıyoruz. Eşbaşkanlık sisteminin uygulanışı yaşadıkları zorluklar, fiiliyatta bunu nasıl kabul ettirdiklerini adım adım anlatıyor. Aldığımız yanıtlar içinde yaşadığımız coğrafyanın bütün hasarlarını bilen ve buna göre gardını alıp mücadeleye girişen kadınların hikayesi.   

Zorlu bir coğrafyada savaşın ortasında zorlu bir mücadeleye giriştiklerinin farkında olarak yola çıktıklarını aktaran Ayşe Hiso, “Rojava Kürdistan’ında ilk eşbaşkanlık deneyimi PYD’de başladı. Sadece Rojava değil tüm Ortadoğu için bu ilklerdendir. Öyle bir coğrafya düşünün ki kadınların değil eşbaşkanlık, sokağa çıkması bile zordu. İşimizin zor olduğunu biliyorduk ama biz felsefemize ve bu kadınların aslında kadın toprağı olduğuna güveniyorduk. Toplumun yarısının yer almadığı hiçbir sistem kalıcı olamazdı” diye anlatıyor.

Eşbaşkanlığı ya ‘sembolik’ ya da ‘savaş sürerken gereksiz’ gören iki yaklaşımla karşılaştıklarına dikkat çeken Ayşe sözlerini şöyle sürdürüyor: “Şahıs olarak erkeği hedef alan bir yaklaşım içinden olmadık. Erkek zihniyeti ile savaşımız vardı, onun değişim dönüşüm ve kadın iradesi ve gücünü kabul etmesi için örgütlü mücadele yürüttük. Nasıl ki erkek egemen zihniyet örgütlü bir duruşsa buna karşı örgütlü mücadele yürütmeliydik. Sadece siyaset değil, bütün alanlarda erkeklerden çoğu zaman daha fazla çalıştık. Erkek kendinden çok razıydı. Elinde tuttuğu gücü kolay kolay bırakmak istemedi. Savaştan siyasete, devrimi sahiplenen ve her alanda emek harcayan bedel ödeyen kadınların örgütlü gücü ortaya çıktığında mecburen kabul etmek ve geri adım atmak, yaşamın her alanını paylaşmak zorunda kaldı.

Belli bir aşamaya geldik ancak hala erkek zihniyetinin etkileri ile karşılaşıyoruz. Belki artık sistem olarak eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemini kabul ediyorlar ama pratik uygulamalarda kabul etmeyen yaklaşımlar az değil. Her gün bunlarla birebir mücadelemizi sürdürüyoruz. Kadın özgürlükçü sisteme ve Rojava’nın geleceğini kadının şekillendireceğine olan inancımızla verdiğimiz mücadele sadece bugünü değil, geleceğin de mücadelesi. Rojava’da PYD ile başlayan eşbaşkanlık sistemi bugün artık tüm kurumlarda kabul edilmiş ve bir ilke olarak benimsenmiş durumda. Bu kadınlar için büyük bir kazanımdır, Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirecek olan budur.”

Komünal üretimi kadınlar canlandırıyor

Rojava’da kadının ekonomiye katılımı önünde engelleri aşmak için Kadın Ekonomi Komiteleri oluşturulmuş. Bu komiteler aracılığı ile kurulan kadın kooperatifleri toplumun birçok ihtiyacı karşılıyor.

Siyasette eşit temsiliyeti sağlayan Rojavalı kadınların toplumsal yaşamda mücadele ettikleri bir başka alan ise ekonomi. Üretim araçlarının elinde olmasının gücünü kullanan ataerkiye karşı, kadınların temel mücadele alanlarından biri bu oldu. Bu noktada üretim araçlarının nasıl kullanılacağı meselesi ile yola çıkan kadınlar, komünal ekonominin ancak kadın eliyle örülebileceği tespiti ile kooperatif ve ortak üretimde buluşuyor. Rojava sistemi içinde kadınların üretime katılımını desteklemek için Kadın Ekonomi Komitesi var. Bu komite tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kooperatif kurarak ortak üretim yapmak isteyen kadınları destekliyor, eğitimler veriyor ve ürünlerini alıcıya ulaştırabilecekleri pazar konusunda destek sunuyor.

Kuzey Doğu Suriye’de 7 yıl içinde 100’e yakın kooperatif oluşturuldu. Kooperatifler Birliği, komünal ekonomiyi güçlendirme, iş imkânları sağlama ve toplumsal ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor. Kobanê, Dêrik, Qamişlo, Dirbesiyê ve Minbic gibi şehirlerde ise sadece kadınların bir araya gelerek oluşturduğu 25’e yakın kooperatif var.

İşte o kooperatiflerden biri Qamişlo’nun Hililiyê mahallesinde 40 kadının bir araya gelmesiyle kurulan Şîlan Kooperatifi. Ortak üretimin yapıldığı ve ücretin eşit paylaşıldığı kooperatifte kadınlar konfeksiyon işletiyor. Yine kentin iki ayrı mahallesinde 48 kadının bir araya gelmesiyle oluşturduğu Hêvî ve Nesrîn Kooperatifi’nde ise temizlik maddeleri üretimi gerçekleştiriliyor.

Yine kadınların kurduğu ve sadece kadınların çalıştığı fırınlar var. Coğrafyası tarıma elverişli olan Serêkaniyê ve Dêrik kentlerinde ise kadın tarım ve hayvancılık kooperatifinde kadınlar, meyve ve sebze ekip üretim yapıyor. Bu ürünler kentlerde kurulan pazarlar aracılığı ile tüketiciye ulaştırılıyor.

Qamişlo Kantonu Kadın Ekonomi Komitesi üyesi Welîda Îbrahîm, çalışmalarında toplumsal ilişkileri ve kadınların komünal ekonomiye katılımını güçlendirmeyi, iş imkanları yaratmayı ve haksız kazançların önüne geçmeyi amaçladıklarını belirtti. Rojava’da komünal ekonominin temelini kooperatiflerin oluşturduğunu kaydeden Welîda, “Ekonominin belkemiği kadınlar olmasına rağmen kadın emeği ve ürettikleri değersizleştirildi. Sanki ekonomi erkeklere ait bir alanmış gibi, işletmelerden, pazara kadar erkek hakimiyeti söz konusuydu. Biz tam da buna karşı kadınların zaten iyi bildikleri emek ve üretimlerini kolektif emekle birleştirerek, onlara destek oluyoruz. Yani kadınlar kooperatif oluşturmak istediklerinde bize başvuru yapıyor, onlara destek oluyoruz. Hangi alanda üretim yapmak istiyorlarsa eğitim veriyoruz, üretim süreçlerini takip ediyoruz. Ve onların ürettiklerini alıcıya ulaştıracakları market ya da pazarları oluşturuyoruz. Rojava Devrimi kendisiyle birlikte bölge açısından yeni olan bir üretim sistemi geliştirdi. Kooperatifler bu üretim sisteminin en önemli ayaklarından biri. Değişik iş alanlarında kurulan kooperatifler vasıtasıyla bütün toplum üretime dahil edilirken, öz yeterlilik ilkesi esas alınıyor” diyor.

Tekçi eğitimden çoğul jineoloji eksenli eğitime

Suriye Baas sistemi de bir ulus-devlet olarak benzerleri gibi tek dil, tek ırk ve toplumsal cinsiyet kalıplarını pekiştiren eğitim sistemi oluşturmuş. Rojava Devrimiyle birlikte Kuzey Doğu Suriye’de yaşayan Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, Çerkes gibi halklar görünür oldu ve diller ile kültürler varlığını yaşatmak için kendi sistemlerini kurmaya çalıştı. Kuzey Doğu Suriye’de halklar kendi anadillerinde eğitim görüyor.

Ulus-devlet yapılanması dünyanın her yerinde toplum karşıtı uygulamalarıyla kendini var eder. Toplum birçok kimliği bir arada barındırır, ancak ‘tek’lik olmadan, iktidar olmaz. İktidarın kendini kurumsallaştırdığı ve ‘rızayı imal ettiği’ yer ise genelde eğitim sistemidir. Suriye Baas sistemi de bir ulus-devlet olarak benzerleri gibi tek dil, tek ırk ve toplumsal cinsiyet kalıplarını pekiştiren eğitim sistemi oluşturmuş. Rojava Devrimiyle birlikte Kuzey Doğu Suriye’de yaşayan Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, Çerkes gibi halklar görünür oldu ve diller ile kültürler varlığını yaşatmak için kendi sistemlerini kurmaya çalıştı.

Kuzey Doğu Suriye’de halklar kendi anadillerinde eğitim görüyor. Rojava’nın eğitim müfredatına bakıldığında ise cinsiyet özgürlükçü paradigmanın ilkokuldan itibaren çocuklara anlatıldığını görmek mümkün, çünkü eğitim sistemi cinsiyet eşitliğine dayanıyor. Eğitimcilerin yüzde 80’ni kadın öğretmenlerden oluşuyor. Her kadın eğitimci büyük bir aşk ve sevgiyle eğitim çalışmalarına başlıyor. Kadın öğretmenler yaz tatilinde bağımsız ve özgün eğitim alıyor. Öğretmenlerin tümü toplumsal cinsiyet eğitimi görüyor.

Okullarda jineoloji, bilim, ekoloji, ekonomi, komünal yaşam, kültür, ahlak, politika, edebiyat, dil, müzik, resim, folklor, spor, matematik gibi konularında dersler görülüyor.

Rojava’da tek tip eğitim sisteminden demokratik eğitim sistemine geçişle birlikte ciddi değişimleri de beraberinde getirmiş. Cizîr Bölgesi Eğitim Bakanı Semîra Hac, “Bizlerin toplumsal zihniyeti değiştirmek gibi bir amacı varsa ilk önce zihniyet olarak çocuklarımızı eğitmemiz gerekiyor. Biz şimdi eğitim çalışmalarını yürütüyoruz. Çoğulcu ve toplumsal cinsiyet rollerinden arınmış çocuklar yetiştirmek için uğraşıyoruz. Bu yüzden bütün öğretmenlerimiz toplumsal cinsiyet dersleri alıyor. Jineoloji eksenli bir eğitim sistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. Liseden itibaren çocuklara Jineoloji eğitimi veriyoruz, müfredatımıza geçen yıl aldık. Bu sistemde, erkek egemen zihniyeti kıran ve ahlaki-politik ilkeleri benimseyen, yetenek ve hayallerine göre ilerleyen bireyler/nesiller yetişecek. Dünyadaki benzer demokratik eğitim modellerinden örnekleri inceliyoruz, onlardan feyz alıyoruz ama bizim kendi oluşturduğumuz devrimimizin temel kaynağı bizim için esas. O da kadın özgürlükçü sistem” diyor.

Burada bir parantez açmakta fayda var. Rojava Devrimi’nde eğitim sadece okul çağındaki çocuklar için değil tüm toplum için temel ihtiyaç olarak görülüyor. Özellikle kadınlar hangi yaşta olursa olsun komünlerden başlayarak, bulundukları her alanda eğitim görüyor ve devrimin inşası bu eğitimlerdeki oluşan bilinçle ilerliyor. Rojava Üniversitesi’nde ise Jineoloji Fakültesi ile kadın bilimi eksenli eğitim verilmesi için öğretmenler yetiştiriliyor.

Donmuş devlet aklının yok oluşunu hedefleyen bir devrim var

Kuzey Doğu Suriye Demokratik Özerk sistemi ya da bilinen adıyla Rojava’da 19 Temmuz 2012’de başlayan devrimle kadınlar sağlık, diplomasi, ekoloji dahil bir çok alanda da benzer deneyimleri ve dönüşümleri yaşadı. Her biri ayrı bir dosya konusu olan Rojava’nın 9 yıllık deneyiminden birkaç kesitti, 8 Mart vesilesiyle bu yazıda anlatılan.

Son söz niyetine; Kürt Kadın Hareketi’nin 40 yıllık hayal, bilinç ve emekle yoğrulmuş isyan biçimi, Ortadoğu gibi temelini kadının attığı bir toplumsallaşmanın coğrafyasında yeniden yeşermesi anlamına geliyor. O yüzden ‘Rojava devrimi bir kadın devrimidir’ diye tanımlanıyor. Burada üst perdeden ‘Rojava güzellemesi’ ya da uzaktan bir devrime duyulan gıptadan çok öte, adım adım bir modelin oluşturulma biçimi var. Her şey mükemmel değil kuşkusuz ki tamamlanmış, kendini tekrar eden, donmuş akıl yok. Her şey bir hayalin adım adım gerçekleştirilmesi ve gerçekleştirilirken hatalarından korkmayıp, yenisini denemeyi bilme ve umudu hep koruma bilinci; tıpkı hayat gibi, tıpkı devrim gibi.