Dila Ak – Sosyalist İşçi

Mo Movie Measure ya da Bechdel Rule olarak da adlandırılan Bechdel Testi, adını Alison Bechdel’in Dykes To Watch Out For çizgi romanındaki The Rule isimli karikatüründen alır.

1985 yılında çizilmiş olan bu çizgi hikayede, lezbiyen bir çiftin taraflarından birinin sinemaya gitmek istemesi ve diğerinin de sadece üç temel koşula uyan filmleri izlediğini belirtmesi ile Bechdel Testi koşulları ortaya çıkar. Bu koşullar, filmde adı olan en az iki kadın karakterin olması, bu iki kadın karakterin birbirleri ile konuşmaları ve konuştukları konunun erkekler dışında bir konu olmasıdır. ‘Adı olan kadın karakter’ bazıları için kulağa saçma gibi gelebilir ama Dunkirk filmini ele aldığımızda, tüm oyuncu kadrosu içerisinde sadece iki kadın karakter olduğunu ve o kadınların da film içerisinde hemşire ve hostes olarak adlandırıldığını görüyoruz.

Hollywood filmlerinin çoğunun bu testi geçemediğini belirtmekte yarar var. The Lord of the Rings üçlemesi ve bazı Star Wars filmleri, Scarface, Forrest Gump da bu filmlerden popüler olan birkaçı. Çoğu Hollywood filmi bu testi geçmeyi başaramıyorken, kadın ve erkek karakterlerin konuşma oranları arasında da büyük uçurum var. Elbette ki Bechdel Testi kapsayıcılık konusunda mükemmel bir konumda değil ya da filmin kalitesini ölçmek gibi bir kaygısı yok. Bu test ile altı çizilmek istenen temel mesele, kadınların hayatının merkezinde erkeklerin olmadığı, kendi aralarında sürekli romantik meseleleri konuşmadıkları, erkeklere atfedilen bilim, politika, spor gibi alanların içinde var oldukları ve olacakları. Dolayısıyla bu durumun sinema sektörüne, bilhassa da bu konuda çokça sefer sınıfta kalmış olan Hollywood’a yansıtılması. Zaten Alison Bechdel bu karikatürü seksizmi ortadan kaldırmak gibi bir amaçla değil, ne kadar aşağıda tutarsa tutsun Hollywood’un yine de çıtaya takılacağı sorununa dikkat çekmek için çizmiş.

İzlediğimiz filmler sınıfta kalıyor

Son yıllarda her yerde daha fazla duymaya başladığımız kapsayıcılık, elbette sinema sektörüne de yansıdı. Kapsayıcılık ve temsiliyet konusunda başka testler de hazırlanmaya başlandı. Derin analizler yapan bir blog olan FiveThirtyEight‘in Bechdel Testi gibi daha fazla teste ihtiyaç duyulduğuna dair analizi oldukça fikir verici. Sinema sektöründen insanların kendi testlerini hazırladığı bu çalışmada toplamda 12 tane test, film ekibinin yarısının kadın olması, sağlıklı ilişkileri olan güçlü bir rolde yer alan siyahi kadın temsiliyeti, filmin senaristinin ya da yönetmeninin kadın oluşu, her departmanda en az iki kadın çalışması, tüm departmanların yarısının başında bir kadın olması, eğitimli aksansız İngilizce konuşan ve seks objesi yapılmamış Latin kadın temsiliyeti gibi konuları içeriyor. 50 tane film üzerinde yapılan analizlere göre bu testlerin hepsini geçen bir film yok ne yazık ki. Bad Moms filmi bu testlerin 8’ini geçmeyi başarırken, sadece bir tanesinden geçebilen filmler Deadpool, Doctor Strange ve The Secret Life of Pets. Testler tabii ki bize bir filmin izlenebilir olup olmadığını söylemiyor. Fakat izlenebilir filmler yaparken kapsayıcı olmayı hatırlatmak ve cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırabilmek adına bize kılavuzluk etmek gibi bir amaca hizmet ediyorlar. Bu gibi testlerin ya da kadınların her geçen gün seslerini daha yüksek çıkarmaya başladıkları kolektif mücadele ortamının cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldıracağına ve bunun da sinema sektöründe karşılık bulacağına inancım tam.