TC’nin Musul planı.

11/10/2016

HALİT ERMİŞ – ANF

Türk devletinin 1 Ekim’de sınır ötesi operasyon tezkeresini çıkarması, Irak hükümetinde kaçınılmaz olarak sert karşılık buldu ve 4 Ekim’de yapılan parlamento oturumunda Türk devletinin Musul işgaline karşı tedbir mahiyetinde 7 maddelik karar metni oy çokluğuyla kabul edildi.

Bağdat’ın bu haklı tepkisine karşı Türk dışişleri bakanı ve ardından başbakan sıfatıyla Binali Yıldırım’ın açıklamaları ipleri daha da gerdi. Erdoğan’ın daha önce Katar televizyonuna verdiği röportajda Musul’a ilişkin söylediklerine bir yıl önce Başika’dan konuşlandırılan Türk ordusunun yürüttüğü faaliyetleri de eklediğimizde, aslında Türk devletinin Musul planının detayları net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ancak durumun daha net anlaşılması açısından Türk devletinin bir yıl önce hangi gerekçe ve amaçla Başika’ya asker konuşlandırdığını bir kez daha hatırlamakta fayda var.

‘MUSUL VALİSİ ÇAĞIRDI’

Türk devleti geçen yıl Başika’ya asker gönderdiğinde gerekçesini oradaki Kürt peşmergelerini ve Sünni Arap milisleri eğitmek olarak açıklamıştı. İddiaya göre ‘gelin çağrısı’ ise bölgesel Kürt hükümeti ve Musul eski valisi Esil Nuceyfi’den gelmişti. Oysa dünyanın hiçbir yerinde bir devletin topraklarını işgal etmek bir valinin çağrısıyla açıklanamaz. Böyle bir çağrı olsa bile, bu ikinci devlete asker gönderme, konuşlanma hakkı tanıyamaz. Dolayısıyla merkezi devletin itirazına rağmen bu gerçekleşiyorsa o zaman durum kesinlikle işgal olarak tanımlanır ve savaş gerekçesi olur. Ancak merkezi Irak devleti DAİŞ faşizmiyle başı yeterince belada olduğu için, itirazlarını dillendirse de bu işgale savaşla karşılık veremedi.

Türk devleti işgal günlerinde Başika’da KDP ve Sünni Araplarla ortaklaşa Heşd El Watani isminde bir milis örgütü kurdu. Musul’u DAİŞ’e karşı savunmadığı için görevden alınan eski vali Esil Nuceyfi bu örgütün başına getirildi. Bu ipleri daha da gerdi. Irak hükümeti yaşanan işgale ve gidilen oluşumlara tepkisini sürdürdü. Türk hükümeti Irak’ın itirazına uluslararası alandan da destek gelmesi karşısında ‘zaten kalıcı olmadığını, eğitim amaçlı gönderdiğini’ söylediği askerlerinin büyük bölümünü geri çektiğini açıkladı. Ancak bu konuda spekülasyonlar hiç bitmedi. O bölgede yaşananlar karanlıkta kalmaya devam etti.

HEŞD EL WATANİ HEŞD EL ŞAABİYE KARŞI KURULDU

Bu arada kısa bir bilgi fotoğrafın bütününün anlaşılması açısından öğretici olacaktır. Türk devleti, Sünni Araplar ve KDP destekli kurulan Heşd El Watani örgütü Sünni aşiretlerden müteşekkil bir yapı. Ancak daha önce Irak’ta Şii örgütlerin kurduğu ve merkezi Irak hükümetinin resmi olarak kabul ederek, tüm giderlerini karşıladığı Heşd El Şeebi Şii milis örgütü mevcut. Bu örgüt resmi olarak Irak hükümetine bağlı olsa da özellikle İran destekli çok sayıda grup bu yapının içinde yer alıyor. DAİŞ’le mücadelede bu örgüt birçok yerde savaşa katıldı. Örgüt genel olarak Şii bir yapı olsa da kimi Sünni aşiretler de içinde yer alıyor. Ancak Türk devleti ve Sünni mezhepçi blok DAİŞ sonrası Irak’ta iktidarın tümden Şiilerin denetimine geçeceği gerekçesiyle Heşd El Watani örgütünü kurmayı kendilerine bir hak olarak gördüler.

PLAN GİDEREK DAHA FAZLA GÖRÜNÜR OLDU

Devam edelim, Türk devletinin Musul’a ne amaçla geldiği tartışması sürerken ilerleyen süreçte Musul operasyonu Suriye ve Rojava’da DAİŞ’e karşı yürütülen etkili mücadeleyle yeniden gündeme geldi. Bu minvalde yürüyen tartışmaların ardı arkası kesilmedi. Ortadoğu kaosunun kopma noktası olarak gösterilen Musul operasyonuna hangi güçlerin katılacağı ve Musul’un idaresinin nasıl olacağı en büyük anlaşmazlık nedeni oldu.

Tüm bu tartışmalar arasında, Türk devletiyle Heşd El Watani ve KDP’ye bağlı güçlerin Musul merkezindeki DAİŞ güçleriyle yoğun petrol ihracatı geliştirdiği kulislerde konuşulur oldu. Bölgeyi yakından takip edenler, Esil Nuceyfi’nin liderliğini yaptığı Sünni milis güçlerinin de Musul operasyonu sırasında Cerablus işgalinde ÖSO’nun bölgeyi DAİŞ’ten devralma göreviyle görevlendirildiği yönünde yoğunca değerlendirmeler yaptılar.

Plana göre Türk devleti, Sünni milisler ve KDP Musul operasyonunda etkin rol oynayacak. Musul mümkünse DAİŞ tarafından Heşd El Watani güçlerine devredilecek ve DAİŞ çeteleri de bu çatı altında bir araya gelecek. Bu şekilde gücünü katlayacak olan Türk devleti ve milis güçler buradan Tel Effer’e açılarak denetimi sağlayacak. Sonrasında bölgede hem Türk devletinin hem de KDP’nin tüm planlarını alt üst eden PKK denetimindeki Şengal’e kapsamlı bir saldırı yapılarak bu alan HPG ve YBŞ güçlerinden alınacak. Böylece Musul’dan Rojava’ya kadar olan tüm bölge Türk devleti ve KDP’nin denetimin geçecek. Eğer bu plan tutarsa bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.

Birincisi Türk devleti Irak’ta Türkmenler ve Sünni Araplar üzerinden Musul ve Tel Effar merkezli güçlü bir iktidar kurmuş olacak. İkincisi ise, KDP eliyle de PKK’nin bu alandaki varlığına büyük darbe indirerek güçten düşürecek ve bu şekilde de kuzey Kürdistan ile Rojava direnişlerini istediği gibi tasfiye edebilecek.

KDP de, aynı şekilde PKK’nin hem Güney hem de Rojava Kürdistan’ında önü alınamaz yükselişini durdurup tüm bu parçalarda hakimiyetini sağlayacak ve aynı şekilde Irak merkezi hükümetine karşı güçlü bir pozisyona gelecek. KDP tüm bunları yaparken federal bölgedeki rakip partileri de zaten bir yıldır devre dışı bıraktığı için, bundan sonra Kürdistan’ın tek iktidar gücü haline gelerek vazgeçilmezliğini ilan edecek.