Bu gece Cizre’de ezilmek istenen…

10/09/2015

Türkiye’deki Cizre ile Rojava Cezire kantonu aslında aynı adı paylaşıyor. Birbirleriyle akraba aynı halkın iki kesimi. Saray darbesine karşı Cizre halkı “öz yönetim” ilan ederek senin darbeni, darbe anayasanı tanımıyoruz dedi. Ayrı devlet istemiyoruz ama buz bu ülkede senin anayasanla da yaşamayacağız, kendi seçmediğimiz hiç bir yerel yönetici bizi yönetemez dedi. Örnek olarak da Cezire kantonundaki gibi bir anayasayla yaşamak istediklerini tahmin etmek zor değil.

Aslında bu tavrı alan yanlızca Cizre halkı değil. Şu an Türkiye Kürd coğrafyasında hemen bütün il ve ilçeler bu talebi paylaşır durumdalar. Geçtiğimiz seçimde AKP’yi bölgede barajın altına itip, kitlesel olarak HDP’yi barajın üzerine taşımakla da Kürt halkı bu talebini açıkça ifade etmiş oldu.

Bunu bir dizi basın açıklamalarıyla duyurdukları andan itibaren başlayan toplu tutuklama dalgasına karşı da bu kez, mahallelerde güvenlik güçlerini sokmamaya, direnişler geliştirmeye başladılar.

En az bir haftadır söz konusu mahallelere güvenlik güçlerinin giremediğini sağır sultan bile biliyor artık.

Belli ki Saray bloku, Cizreyi plot bölge olarak seçti ve bu gece şehri toplarla döverek bu direnişi kırmaya çalışıyor.

Böylece Cizre direnişi sivil bir itattsizlik eylemiyken tarihi anlam taşıyan bir dönemeç noktası, bir eşiğe dönüşmüş durumda.

Her halükarda faturası çok büyük olacak. Ama videodaki Canlı kalkan Sakine Ananın nabzına bakılırsa hiç de kolay olmayacak.

Batıda çaresiz kalmış ben ve benim gibiler adına bari sosyal medyadan bir kez daha bu gece tanklarla toplarla ezilmek istenen talebi paylaşayım.

“Rojava Toplumsal Sözleşmesi

Giriş

Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için. Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları; Kürtler, Araplar, Süryaniler (Asuri ve Arami), Türkmenler ve Çeçenler olarak bu sözleşmeyi kabul ediyoruz.

Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; ulus-devleti, askeri ve dini devlet anlayışını, aynı zamanda merkezi yönetimi ve iktidarı kabul etmez.

Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; bütün etnik, toplumsal, kültürel ve ulusal oluşumların kendilerini kurumları aracılığıyla ifade etmeleri için toplumsal mutabakata, demokrasiye ve çoğulculuğa açıktır. Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; ulusal ve uluslararası barışa, Suriye’nin sınırlarına ve insan haklarına saygılıdır.

Toplumsal Sözleşme’nin oluşması, demokratik toplumun inşasının aracı ve toplumsal adaletin güvencesi olan Demokratik Özerkliğin tesisi ve bilimsel bir toplumun inşası için; Demokratik Özerk Yönetimler’deki Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin, Ermenilerin ve Çeçenlerin istemleri ile Suriye’nin diğer halklarının istemleri demokratik bir Suriye ve Demokratik Özerk Yönetimler’in siyasi-toplumsal bir sistem olmasında birleşti. Bu amaçlar ve böyle bir yönetim için bu sözleşme kabul edilmiştir. ”

(…)