Türk Sorunu

06/08/2015

A. Haluk Ünal

Bir an için resmi tarihin bütün iddialarını kabul edelim.

Biz Türkler çok çılgınız, inanılmaz bir topluluğuz.

En çok devleti biz kurduk.

Dünyanın önemli bir bölümünü Osmanlı olarak yönettik.

İlk bağımsızlık savaşını verdik.

Son Türk devletinde de yaşıyoruz.

Elimizde ne var?

Koca bir hiç!

Son yüz yılda bilim alanında, sanat alanında, teknolojide kayda değer bir gelişme sağladık mı?

Uluslararası çapta bilim insanımızın, sanatçımızın sayısı kaçtır?

İnsanlık ailesine hangi faydayı sağladık?

“Ne mutlu Türklüğü kabul ettiremediğimiz” Kürdleri saymazsak yaklaşık 50 milyonluk bu nüfus, ülkenin batısında, büyük şehirlere sıkışmış, ofis, ev, AVM üçgeninde; günü kurtarmanın, kısa yoldan köşe dönmenin, bir evin iki arabanın arkasında; tefessüh etmiş, kimliksiz, ahlaksız, vicdansız bir sistemin içinde çırpınıp duruyor; farkında mısınız?

Hayatınızın anlamı nedir?

Hangi değerlerle yaşıyorsunuz?

Kaçınız yalnızlık, endişe ve korkudan uzak?

Hayatınızı feda edebileceğiniz bir değer var mı?

Geleceğinizi değiştirmek konusunda ne yaptınız; ne yapıyorsunuz?

“Benim güzel işim, benim güzel mesleğim, benim güzel ailem” 10 yıl öncesine kadar Irak’da Suriye’de milyonlarca komşunuzun gevelediği yalanlarla durumu kurtarabilir miyiz?

Size bu gün dokunmayan yılan kaç yıl daha dokunmaz sanıyorsunuz?

Ortadoğu su almaya başlayınca nasıl bu ülke su almaya başladı farkında mısınız?

Hepimiz hangi gemideyiz sizce?

Belki klişe oldu ama, soğuk suya atılıp, su kaynadıkça kımıldayamayan kurbağaya benzemiyor muyuz?

MHP’ye oy vermiş, CHP ye oy vermiş milliyetçi Türkler; bu mu sunduğunuz seçenek?

Bu mu şerefiniz, bu mu haysiyetiniz?

Bir de en yakın komşumuza bakın, Kürdlere.

Kırk yıldır – seçtikleri yol ve yöntemleri doğru bulursunuz veya bulmazsınız- onbinlercesi hayatlarını kimlikleri ve gelecekleri için feda etti.

Kendilerine dayatılmış olanı reddediyor; kendi alternatiflerini tasarlıyor ve bunun için hayatlarını ortaya koyarak mücadele ediyorlar.

Biz daha mı akıllıyız, daha mı kültürlüyüz, daha mı gelişkiniz; daha mı şerefliyiz; onların yolunu beğenmiyorsak, “doğrusunu” bulduk da red mi ettiler?

Bulgaristan’daki, Kıbrıs’daki Türk’e hak gördüğümüzu, komşumuza neden hak görmediğimizi sorun kendinize?

Nefret etmekte çok haklı olduğunuz IŞİD, Kürdler olmasa yenilgi yüzü görecek miydi?

Biz hayatımızı, geleceğimizi, ABD’nin NATO’nun küresel sermayenin himmetine teslim ettik diye, Kürdün de bize mi teslim etmesi mi gerekiyordu?

Komşunuz isyan etmese, haklarını zaten teslim edeceğimiz bir takvim vardı da ben mi bilmiyorum?

Erdoğan, “Rojava düştü düşecek” diye lanetli müjdeler verirken, ikinci bir gezi isyanı başladı da ben mi bilmiyorum?

Şengal’de Ezidiler kıyılırken binlerce çocuğunuz sınıra mı koştu?

Amamız, fakatimiz, belkimiz çok, ama kendimize bile faydamız yok.

Bence çok ciddi, çok büyük bir sorunla yüzyüzeyiz aslında.

Bunun adı Türk sorunu.