Soykırım ve İttihatçılığın bedeli!

23/04/2015

A. Haluk Ünal

Ermeni soykırımının mucidi İttihat Terakki Cemiyeti. 24 Nisan 1915 tarihi de tarihen ilk soykırım soykırım operasyonunun – Adana vb. bazı provalardan sonra- tam teşekküllü uygulamaya sokulduğu tarih.

İttihatçılık salt bu nedenle bile Dünya tarihinin en zehirli en lanetli siyasi yapılarından birisi olarak ilan edilmeyi hakeder.

Ancak İttihatçılığın laneti çok daha büyüktür bence…

İttihatçı zihniyetin zehri, Anadolu’da yalnızca bir milleti yoketmekle sınırlı kalmadı.

Dünya tarihinin en büyük kültürel soykırımını da gerçekleştirdi.

İnsanlık tarihinin beşiğinde binlerce yıldır mayalanmış, Arap, Fars, Rum, Ermeni, Süryani, Kürt, Yahudi kültürlerinin olağanüstü bir sentezi yaşadığı beşiği de katletti.

İnsanlığın entellektüel mirasının ilk agorası, insanlık kültür denizinin en güzel lagünlerinden mezopotamya sentezini yoketti.

Peki ne için?

Bütün bu kültürel mirası taşıyan milletlerin parasına, puluna, hanına, hamamına konmak, maddi zenginliği zorla alıp, bir “Türk Burjuvası” yaratmak için.

1912 de ilan edip, 1913 darbesiyle iktidar olup, 2000 lere kadar kesintisiz sürdürdü bu politikayı.

İttihatçılık amacına ulaştı mı?

Böyle bir lanet başarı getirebilir mi?

Getirmezdi elbette, getirmedi de…

Sonuçlarını hep birlikte gördük, huzurdan, birlikten, dirlikten uzak, korku içinde yaşanan, kapısını dünyanın en kalabalık üçüncü ordusunun beklediği bir hayata mahkum oldu tümü de.

Katlettikleri hıristiyan toplumlara yönelttikleri en büyük suçlama ve “hakaret”in asıl öznesi “Türk Burjuvası” oldu.

“Yerli işbirlikçilik, Batı taşeronluğu, emperyal güçlerin uşaklığı.”

Bu gün Dünyanın en cahil, en kültürsüz, kimliksiz, donanımsız burjuvası kimdir deseniz, yine “Türk Burjuvası” derim.

Ben de 24 Nisan vesilesiyle, başta Ermeni karındaşlarımınki olmak üzre, Anadolu’nun kıyıma uğramış bütün kültürlerini ve sanatsal birikimini ve bunun taşıyıcısı, bilgi ve marifet sahiplerini anmak istedim.