Rojava Günlüğü – 13

04/04/2015

Haluk Ünal

Bu gün öğlene kadar çekim yapmama izin verdi hava. Öğleden sonra müthiş bir sağanak başladı yeniden. Cehennemin gözünde, yine genç savaşçı kadınların neşesiyle açıldı gün, öyle sürecek, öyle de kapanacak, artık kuşkum yok.

Heval Çimen’i ikna edip, merkeze gitmeyi geciktirdim ve bu gün de kadın savaşçıların gündelik hayatlarını çekmeyi sürdürdüm.

DSC00157

Ayrıca bölüğe geldim geleli beni “davalarının anlamı ve önemi bakımından aydınlatmak” için özel bir çaba sarfeden “Serhat çocuğu Koçer kızı” Heval Dilidax ile söyleşi yapmaya karar verdim.

Kobane savunmasına katılmak için koşup gelmiş. Son derece bilgili, sezgileri güçlü, yüreği kocaman bir genç kadın.

“Neden-diyorum- kadın örgütlenmesi ve ordulaşması?”

Ailesinin “yurtsever” olduğunu, ancak babasının, bu niteliklerini nasıl her gün partide bırakıp eve geldiğini anlatıyor.

Yalnızca babam değil bir çok erkek böyle diye de ekliyor hemen.

“Ev içi şiddet, küçük yaşta evlendirme, annelerinin emeğinin yok sayılması. Küçük erkek kardeşin bile, ablasının üzerinde iktidar hakkına sahip olması. Hangi birisini anlatayım, diyor. Ben utanıyorum anlatmaktan. Erkeğin solcu olması bile değişimin garantisi değil kısacası.”

Başını hafifçe yana yatırıyor. Yüzünde “kusura bakmıyorsun umarım” tebessümü beliriyor, bunları anlatırken.

El hak, bu hiç yabancı gelmiyor bana da.

“5 bin yıllık kadın tarihi gösteriyor ki, erkekler sonunda silahla iktidarlarını korur, kadını alta itmeyi başarırlar. Bunun çok örneği var. Bu kez bunu yapamayacaklar. Öz örgütlenmemiz ve öz savunmamız buna fırsat vermeyecek.”

Sonra o da Kobane savaşında kadınların nasıl bir rol üstlendiğini anlatmaya başlıyor.

Ekran Resmi 2015-03-29 19.34.41

Şeytanın avukatlığını yapmaya karar verdim bu kez. Peki-dedim- hepinizden kadınların özel rolüne ilişkin çok hikaye dinledim. Şimdi köşeli bir soru soracağım, kadınlar olmasaydı bu savaşın kaderi ne olurdu?

Çok net, ikirciksiz yanıtladı: “Kadın ordulaşması olmasa bu şavaş kazanılamazdı!

DAİŞ’in kazanması, bırak işin diğer siyasal boyutlarını, erkek egemenliğinin, hem de en vahşisinin, Ortadoğu’da 50 yıl daha kazık kakması olurdu. Bu bilinçle, bu iradeyle savaştık hep.

Bu güç hayal bile edemeyeceğiniz kadar kirli bir güç. Ahlaksız, ilkesiz, bildiğin vahşi ve barbarlar. Özellikle de büyük bir kadın düşmanlığı içindeler.

Kadın yoldaşlarımızın ölü bedenlerini çırılçıplak soyup, panzerlerin, tankların arkasına bağlayıp, defalarca şehirlerde sürüdüler. Canlısını ele geçirmeleri zaten mümkün olmaz. Her kadının son mermisi, son bombası kendisi için saklıdır hep.

Koalisyon da en az onlar kadar ahlaksız ve hesapçıdır. İsteseler DAİŞ’İ bir haftada siler süpürürüz. Ama ne bizim ne de onların kesin üstünlük kazanmasını istiyorlar. Buna rağmen, bu kadar ilerlemeyi başardık.”

(PYD güçleri batıda Fırat’a, doğuda Tel Abyad’a dayanmış durumda. Bence bu bahar, bilemedin yaz aylarında üç kanton arasında kesin bir koridor oluşacak.)

DSC00076

Biz, nerde ezilen, sömürülen bir halk varsa onlar için savaşıyoruz. Aramızda Süryani, Asuri, Ezidi, Çerkez, Arap, her halktan kadınlar ve erkekler var. Barış içinde, eşitlikçi, çoğulcu, ekolojik ve kadından yana bir hayatı kurana kadar da öz savunmamızı sürdüreceğiz.”