İki tarz-ı siyaset:AKP-HDP

09/06/2014

Haluk Ünal 

 

Türkiye tarihinde toplumun neredeyse tamamına yakın bir kesimininin, böylesine politikayla yakından ilgilendiği bir dönem yok bence. Anadolu halkları, yüz yıllık bir gündemi nerdeyse 10 yılda tüketmek ister gibi.

Bu, son derece hayırlı, umut verici bulduğum bir genel hal.

Peki bu yoğun tartışma atmosferinde gündemi belirleyen güçler kimler?

KONDA Barometre verilerine baktığımızda ülkenin eğitim seviyesi en düşük, gelir seviyesi en düşük kabalabalıklarını barındıran iki kesimi: AKP ye oy verenlerle BDP ye oy veren kitleler.

Bu kesimlerin oy toplamına bakarsak ülkenin yüzde ellisini oluşturuyorlar.

Bunun dışında kalan partilerin süreçte esamesi okunmuyor.

Önyargısız, olabildiğince pozisyonlarınızın dışına çıkıp, kuşbakışı bakmaya çalışın; sizce söz konusu yüzde elli ne istiyor? İsteklerinin benzer, ortak noktaları var mı?

Güvenilir kuruluşların veri araştırmalarını yanlış okumuyorsam, bence her iki kesim de 70 yıldır bu ülkedeki pozisyonlarını değiştirmek, ülkenin fırsatlarından farklı biçimde pay almak; küresel dünyanın nimetlerinden, refahtan daha fazla yararlanmak, birinci ligdeki bir ülkede yaşamak ve ülkenin kaderinde söz sahibi olmak istiyorlar. umutları, enerjileri yüksek, birbirlerine çok kenetlenmiş duruyorlar.

Burada tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Oy verdikleri partiler hakkındaki kanaat ve yargılarınızı bir an için kenara koyun. Hatta velev ki kandırıldıklarını kabul edin. Söz ettiğim taleplerin çözümünü bu partilerde bulduklarını inkar edebilir misiniz?

Dahası, her iki kesimin temsilcileri de bu hedeflere nasıl varılacağı noktasında kendi yol ve yöntemlerinin en doğrusu olduğundan çok emin görünüyorlar. Kitlelerinde de bu yönde ciddi bir güven yaratmış durumdalar.

Her iki kesim de 80 sonrası harekete geçmiş, 90 larda yükselmiş, 2000 binlerde ülkenin kaderinin belirlendiği masada ciddi bir söz hakkı elde etmiş durumdalar.

Onların dışında kalan güçler ise, adım adım masadaki etkinliklerini, söz ağırlıklarını eskiye nazaran büyük ölçüde yitirmiş durumda.

Bir başka açıdan da bakmaya çalışalım.

“Yükselen” iki kesimle “irtifa kaybeden” kesimlerin taleplerinde benzer, hatta ortak noktalar var mı?

Sosyolojik açıdan bu kesimleri çok daha içerden gözleyebildiğim için daha güvenle söyleyebilirim ki evet, var.

İlk bakışta AKP ve BDP li kitlelerin üst belirleyeni (Dindarlık ve Kürtlük) ile diğerlerinin üst belirleyenlerinin (Türklük ve Laiklik) çok farklı olduğunu görsek de, hemen altında duran belirleyici talebin çok benzer olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

Ülkenin eğitim seviyesi ve gelir seviyesi en yüksek kesimlerinden oluşan, ağırlığını Batı’daki orta sınıfların oluşturduğu CHP ve MHP ye oy veren kitleler (bkz. KONDA ve muhtelif seçim sonucu anketleri) umutsuz, derin kaygılarla muzdarip.

Her iki partinin de onlara inanları, arkalarından sürükledikleri kitleleri ve ülkeyi felakete götürdüğünü düşünüyorlar.

Oysa benim baktığım yerden tam böyle görünmüyor. Talepler çok benziyor.

Karşımızda iki ana akım ve iki alternatif gelecek tahayyülü söz konusu.

AKP’nin programı neoliberal sistemle, küresel sermaye ile son derece uyumlu, gösterdiği uyumu yerel/bölgesel koşullarına, doğru veya yanlış uyarlamaya çalışan, kapitalist sistemden “kedi budu” isteyen bir yaklaşıma sahip.

Küresel sermayenin ve yerel pazarın ihtiyacı kadar reform, açılım. Zaten Rusya, Mısır örneklerinden de biliyoruz ki, AB ve ABD resmi politikalarının tam da bu nedenle ne Putinle ne de Sisi ile bir sorunu var.

HDP ise, ilk bakışta Batı’yı kapsayan bir ülke tahayyülü sunuyor gibi görünmese de, aslında istemese bile (ki bence çok istiyor) kaçınılmaz biçimde hem ülkenin Batısına hem de bütün Ortadoğu’ya çok ciddi bir gelecek tahayyülünün temellerini atmaya başladı.

Bu kaçınılmazdı çünkü. Kimlik mücadelesiyle biraraya gelen milyonlar, maddenin tabiatı gereği, kısa vadeli iktisadi, sosyal, kültürel beklentilerini de yandaşı oldukları partinin önüne koyarlar.

Eğer söz konusu parti, bu talepleri tatmin edecek; inandırıcı bir siyaset üretemezse de emin olun, bir yere kadar sabrederler. Önce ekmek, sonra ahlak! Bu yasa hiç değişmedi. Tarih bunun sayısız örneğiyle dolu.

Peki BDP nin gelecek tahayyülü gerçekten bir alternatif eksen yaratabilir mi?

Bence evet. AKP de dahil bütün partilerin merkeziyetçi, eril, küreselci, sermaye eksenli politikaları karşısında; adem-i merkeziyetzi, özyönetimci, mikro ekonomik ve siyasi bir perspektifi esas alan bir yaşam tahayyülü, çağın bu ülkeyi zorladığı bir evredir.

Hatta bu bence kaçınılmaz olandır.

Elbette bunun alternatifi bu ülkenin de büyük bir yıkım ve savaşa sürüklenmesidir. Yani barbarlıktır.

Ama BDP ama başkası, zamanı gelmiş fikirler, zamanı gelmiş yaşam modelleri bir anlamda kaçınılmazdır.

Bu eşiği barış içinde geçebilirsek Anadolu, yeni bir evreye geçer. Bütün paradigma değişir, bütün gündemlerimiz yeniden oluşur.

Bunun süratli olmasının tek yolu da bu zihniyetin Batı’da gerekli karşılığı bulması.

Yerel seçimlerden sonra yeniden ortalığı tozun dumanın kaplamaya başlamasının çok önemli sebeblerinden birisi de bence BDP’nin yerel yönetimlerde süratle atmaya başladığı örnek adımlar.

Kendi payıma en ufak kuşkum yok; bu adımlar sistematikleştikçe, örnek uygulamalar olarak Batı’da yankı buldukça MHP tabanında bile karşılık bulacak.

Kİm istemez yaşadığı şehrin geleceğinde söz sahibi olmayı.

Kim istemez, yerel yönetimlerin mikro ekonomik modeller geliştirmesini?

Kim istemez refahı artıcı kentsel politikalar geliştirmesini?

Kİm istemez 5 yıllık plan çalışmalarının şu an Diyarbakır’daki gibi ele alınmasını?

Siz naifliğime verin, bence bunların Batı’da hızla yaygınlaşma ve sempatiye dönüşme eğilimini devlet bizden çok daha iyi görüyor. Ve en kortuğu ve ummadığı şey, 30 yıldır inanılmaz bir psikolojik harp ve ideolojik bombardımanla ördüğü duvarın yıkılması.

Hepiniz gidin BDP ye oy atın diyecek bir naiflik içinde değilim elbette. Ama bu zihniyetin önce CHP tarafından kavranması şart.

Barış içinde yaşamanın tek yolu barış ihraç etmek.

Tarihte barış ihraç edemeyen bütün ülkeler savaş ithal etmiştir. Ama komşularla ama birbirleriyle…

(İlk olarak Jiyan.org sitesinde yayınlanmıştır)