Çapulcuyum Tatavacıyım…

26/03/2014

(Demokratlar, Solcular, Oyunu Neden HDP/BDP’ye Vermeli – 3)

Haluk Ünal

 

“Tatava yapma bas geç”çi arkadaşlar, sizin gibi yapmayacağım.

Ben, benzetmek gibi olmasın diye başlayacağım; Çapulcu lakabını da inadına sahiplenmiştim. Bundan böyle de “Tatavacı”yım.

Bu lakabı bize hediye edenlere önce usul üzerine bir sitemde bulunmak istiyorum.

Madem ki jakoben değil demokratız, kendi seçimlerimizi açıklamak, tanıtmak, özendirmek haktır.

Ama başkasının seçimine müdahale etmek; bu doğrultuda kampanya yürütmek; hele sıfatlandırmak; en hafif deyimiyle haksızlıktır.

Yine de konuşalım. Dahası Gambetti’nin istifa mektubunu iade edelim, tersine kürsü verelim. Saygı gösterelim. HDP/BDP öncelikle, korkusuzca konuşulacak, nefes alınacak usulsüzlük bile yapılabilecek (çapulcu usulsüzlük yapabilir) tek yer diye burda değil miyiz?

HDP’nin seçimine ve seçmenine açık ve doğrudan, üstelik ahlaki sıfatlar ve imalarla yürütülen bu kampanyada ileri sürülen argüman, “İstanbul ve benzeri yerlerde HDP’nin zaten iktidar adayı olmadığı. Bu nedenle en güçlü parti kimse ona oy vermemizin doğru olacağı.” Kendileri böyle yapacakmış.

Hem kendine solcu, demokrat filan diyeceksiniz, hem de ırkçı milliyetçi pozisyonlarında en ufak bir değişiklik göstermeye niyeti olmayan partilere taktik nedenlerle oy vereceksiniz? Böylelikle de AKP yi geriletmiş olacaksınız?

İstanbul’da yaşayanlarınız daha rahat katılıyor bu tartışmaya. Ama bir önerme tutarlı olmak zorunda. Ankara’da yaşıyor olsanız ne yapacaktınız. MHP adayına mı oy verecektiniz? Ve bunu nasıl hazmedecek, pederşahi bir milliyetçi otoriterle,  bir başka pederşahi milliyetçi otoriteriteri nasıl geriletmiş olacaktınız

Bilmem farkında mısınız; siz bence düpedüz laisist ve Kemalistsiniz.

Bize göre mesele, AKP meselesi değil, T.C. devletinin 70 yıllık kurgusu.

CHP Kemalistler için doğal olarak bir seçenek. (Ve de benim görüşlerim kadar meşru ve yasal.)

Ama demokratlar, sosyalistler ve özgürlükçüler için CHP de MHP de hiç bir koşulda oy verilecek partiler değiller. Hiç bir zaman da olmadılar. 1970 sonrası milliyetçi, Kemalist, Stalinist Türk solu bu dediğinizi çok yaptı. CHP içinde çalışmak, CHP ye oy vermek, sonra dönüp kendi örgütüyle devrim yapmak hayalini gören çok oldu. Sonucunu da gördük.

Dahasını söyleyeyim, bilmem farkında mısınız; siz aslında “yetmez ama evetçi”siniz.

Bunu, bir ayıp olarak gördüğüm için değil, “yetmez ama evetçi”leri yine ahlaki sıfatlarla mahkum ettiğiniz için, çelişkili durumunuzu görmeniz için söylüyorum.

Daha kötüsünü söyleyeyim. Referandumda BDP politik olarak “boykot taktiği”ni seçmiş, “Ne AKP ne TSKP” demişti.(Sizler büyük çoğunlukla “hayırcı”idiniz, yani fiilen TSKP safında durmuştunuz.)

Ben ve benim gibi “yetmez ama evetçi” olanlar ise, referandumda boykotu -özellikle de Batı’da- bir taktik olarak kabul etmemiş, AKP yi desteklemiştik.

AKP yi referandumda bütün Avrupa desteklemişti ayrıca. Balkon konuşmaları, açılım ve barış vaatleri, ekonomide kısmi başarılar, üstelik açılım sürecinin küçük ve somut adımları, 70 yıllık askeri vesayete karşı, sivil seçilmiş hükümetin  yanında durmamıza neden olmuştu. Siz de kandırıldığımızı söylüyordunuz.

Ne kanmış, ne de Erdoğan’ı demokrat sanmıştık, bizimki de müzakere ve uzlaşmalarla yürümek zorunda olan parlementer politikanın taktik bir adımıydı.

Demokrasinin hiç bir zaman ideal demokratların halkı ikna etmesiyle gelmeyeceğini bilecek kadar tarih okumuştuk. Demokrasi kültürünün, kendi çıkarı için devletle itişenin, kendi gücüyle olmayacağını anladığında, “öteki”ni görmeye başlamasıyla gelişeceğini de iyi biliyorduk.

Yalan da olsa, balkon konuşmalarıyla muhafazakar kitlenin demokrasi, kürt sorunu vb konularda sağırlığını gidermesi bile çok önemliydi. Her neyse…

Velev ki kanmış olsak, ortada kanmaya değer bişey vardı.

Bir tarafta 70 yıldır hepimize kan kusturmuş, elleri yüzleri arkadaşlarımızın kanıyla sıvalı asker, öte yanda AB çizgisine sıkısıkıya sarıldığını düşündüren AKP.

Peki,”yaşadığınız yerde kim güçlüyse verin” dediğiniz CHP, MHP (ve de cemaat)in kanacak nesi var. Ne bakımdan ehveni şer? Hangi açıklama, hangi yasa teklifi, hangi vaat, taktik değer kazandırıyor bu partilere?

Yalnızca anayasa komisyonuna sundukları parti taslaklarını inceleyin yeter. Her iki parti de nasıl bir devlet, nasıl bir Türkiye tahayyül ediyorlar, görün.

Üstelik, Sarıgül dakika bir gol iki, mayasını belli etmedi mi sizce.

3. köprüyü revize edeceğini, çocuklarını meydanlara sürenleri de ayıplayacağını, bağırıvermedi mi, pişkin gülüşüyle.

Taksim Projesini oybirliğiyle geçiren partilerden ikincisi değil mi söz ettiğimiz?

Sarıgül’ün geleneği de başkan – müteahhit – encümen belediyeciliği değil mi?

Peki istisna nerde?

Bu nedenle “Başkanlıklarda CHP MHP ye, meclislerde HDP ye” öneriniz  ikna edici değil.

Unuttuğunuz şey bu ülkede baş çelişki, otoriter ceberrut devletle toplum arasında. An itibariyle de CHP de MHP de AKP de bu devleti ele geçirip, aynı nitelikleriyle sürdürmek isteyen neoliberal fraksiyonlardan başka bir şey değiller.

Oysa HDP/BDP geldiği noktada bu ülkede siyasette ve ekonomide demokratik cumhuriyeti savunan, umudun örgütlenmiş hali. Vereceğimiz her oy, bu fraksiyonlara hayır, HDP ye de evet anlamını taşımalı.

HDP/BDP sizler oy verirseniz yüzde sekizlerden onlara doğru tırmanır. Şu anda bu ülkede yüzde altıyla gerçek siyasi bir aktör olan parti, yüzde onla nelere kadir olmaz.

1.TİP’ten bu yana, -bir kısmının kurucusu da olduğum- aktör rolü yapmayan, gerçekten siyasi aktör olan bir partinin ortak aklı böyle diyor.

Ayrıca CHP, MHP ile kaybedeceğinize, oy attığınız parti bu seçimlerin kazananı olsun.

Son olarak, sizlerin demokrat, solcu olduğunuzu tartışmak benden uzak olsun. Her seçiminiz meşru ve yasaldır…

Ama biz fena halde Tatava yapacağız arkadaşlar, bilesiniz.

Sizi de bekleriz…