Yerel Yönetimlerde İzleme, katılım,denetim.

23/02/2014

Haluk Ünal

(Yazar – Yönetmen)

Türkiye’de sosyal, ekonomik ve siyasi olarak mikro düzeylerin, yerel yönetimlerin, demokrasi problemi açısından temel olduğunu görmeye başlamamız oldukça yeni ve çok tarihi bir gelişme.

Nihayet, kelimenin doğru anlamıyla siyaset (yaşadığın mahallenin, şehrin yönetimine katılmak, müdahale etmek) yaygınlaşıyor. Üstelik dünün ekonomizm, revizyonizm diye küçümsenen mikro alan çalışmalarının tümü öncelikli işlere dönüşüyor.

Ayrıca bu gerekliliğin farkına varanlar yalnızca “sol”dan gelmiyor. Toplumun çok farklı eğilim ve ideolojilerinden gözünü bu meseleye çevirmiş anlamlı sayıda insan sözkonusu.

Bu gelişmenin yarattığı insiyatiflerden birisi de İstanbul Sözleşmesi/İstanbul Hepimizin girişimi.

İstanbul Hepimizin girişimi olarak, 22 Şubat’ta yaptığımız geniş katılımlı toplantı gösterdi ki, önümüzde gittikçe karmaşıklaşan ve emekyoğun, aşırı uzmanlık isteyen bir çalışmalar kümesi duruyor.

Her biri onlarca yazıyı gerektirecek başlıklar olsa da burada nedir bunlar, kısaca bakalım?

Birincisi, izleme (monitoring)/veri tabanı ve denetim çalışması.

İkincisi, fikri gelişim, yeni bir dil geliştirmek için bilgi ve fikir havuzu yaratmak.

Üçüncüsü, katılım ve iletişim modelleri geliştirme ve uygulama çalışması.

Dördüncüsü, somut yerel yönetim sorunlarına çözüm ve proje üretenler için bilgi, içerik, örnek ve öneri havuzu yaratmak.

Beşincisi, yasal haklarımız ve yasa geliştirme doğrultusunda, bilgi, fikir, öneri ve örnek havuzu yaratmak.

 

Şebekeleşmenin önemi?

Nasıl ki artık Türkiye, İstanbul veya Kars, merkezi olarak yönetilemez; toplumsal oluşumlar, partiler ve inisiyatifler de merkezi olarak yönetilemez. herkes nedense Kürtlerden çekiniyor, ben İstanbulluların daha hızlı bir özerkleşme talebi ortaya atmalarının çok inandırıcı ve tutarlı olacağını düşünüyorum.

Üstelik, itiraz siyaseti yerine, izleme, katılım ve denetim işlevleriyle, yerel veya genel siyasete pozitif içerikte müdahil olmak isteyen çevrelerin hem büyük bir güce dönüşmesi, hem de merkezileşmeden bunu başarması şart.

Bunu başarmanın bilinen, görünen tek yolu da çok merkezli şebekeler(network) oluşturmak.

Örneğin yukarıda önerdiğim çalışma gruplarını, tek bir girişim içinde oluşturmaya ve bir merkezden yönetmeye kalktığımızda; merkezileşmeye ve merkezde gereksiz yük biriktirmeye başlamış oluruz.

Oysa aşağıda göstermeye çalışacağım gibi zaten bu başlıklara uygun oluşmuş ağlar var. Bu ağların birbirine aklamlanmasını, ama tümünün ürettiği bilginin (yetkinin değil) merkezileşip, oradan dağıtılmasını sağlamak mümkün.

Kısacası, doğru yol yöntem ve araçlarla (sosyal teknoloji ile) başarı gelecekken; yanlış teknolojiyle başarısızlık gelecek, motivasyonumuzu kıracaktır.

İstanbul Hapimizin olarak dün yapılan toplantıda önemli, örnek bir büyük resmin oluşmasının çok mümkün olduğu görüldü.

İstanbul Hepimizin girişimi, istesek de istemesek de şimdiden çok merkezli hale gelmiş bile. Önemli olan bizlerin buna ayak uydurup uydurmayacağımız.

Sözleşmeyi imzalayan, HDP İstanbul adayları, mahalle forumlarının temsilcileri, Şefaflık Derneği yöneticileri, Açık Şehir/Açık veri girişimi, İstanbul Küçük Millet meclisi temsilcisi, Kuzey Ormanları Girişimi temsilcisi ve benim gibi tek tek katılımcılar ile 12 bin tekil imzacı (change.org)

Mesela, (dün aldığım sınırlı bilgilerden doğacak niteleme ve konumlandırma hatalarım olursa lütfen hoşgörün) Açık Şehir/Açık Veri girişimi ile Şeffaflık Derneğinin İstanbul Hepimizin şebekesinin izleme alanındaki uzmanlaşma merkezi olmalarını teşvik etmek.

Hem aramızdan bazı uzmanları, hem de 15 bin kişilik imzacılar içindeki uzmanları ve kaynakları, para ve insan kaynağı olarak buraya yönlendirmek.

Hukukçu imzacılarımız içinden bir network oluşumunu teşvik etmek, sürecin hukuksal meseleler ile ilgili ayağını kurmak, İstanbul Hepimizin ağına eklenmelerini sağlamak, yasal haklar alanında şebekenin merkezlerinden birinin oluşumunu sağlamak.

Sanatçılar ağı yaratıp, yerel yönetim politikalarında sanatçılar açısından müdahale edecek bir ağın oluşumunu sağlamak ve büyük şebekeye eklemlenmesini sağlamak.

Hepsi de çoklu bir ağ oluşumunun adımları…

Örnekleri çoğaltabiliriz, zenginleştirebiliriz.

Sonuç olarak, bu tarz yerel örgütlenmeler olmadan merkezi yönetimlerin etkin biçimde izlenmesi, katılım sağlanması ve denetlenmesi mümkün değil.

Gerçekten demokrasi istiyorsak, bu örgütlenmelerin partiler üstü olması da ayrı bir zorunluluk.

Böyle bir partiler üstü örgütlenmeyi tek başına hiç bir parti ya da dernek sağlayamaz. Tersine bağımsız bireyler, partizan olmayan STK ların öncülüğü gerekir.

Bu tarz örgütlenmelerin başarılı olması için internet ve dijital teknolojileri çok etkin biçimde kullanmayı gerektirir.

Bütün adem-i merkeziyetçilerin yolu açık olsun…