Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı

18/01/2014

AÇIK KAPI 

18.01.2014 -TARAF

Ümit Kardaş

 

Derin, otoriter, tek tipleştirici olarak kurulmuş, kumpas, tuzak, çetecilik yöntemlerini ittihatçı bir zihniyetle rutinleştirmiş, iktidarı merkezde şahsileştirmeyi gelenekselleştirmiş bir rejimin nihayet geldiği nokta çöküş olmuştur.

İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve Özel Yetkili Mahkemeler sarmalında hukukun askıda durduğu, kurmaca bir hukukun hukuk olarak kabul ettirildiği bir cumhuriyet süreci yaşanmıştır. Bu mahkemelerin ve ceza kanunlarının kurbanı olmamış hiçbir kesim kalmamıştır. Terörle Mücadele Kanunu bu sürece tüy dikmiştir. Bu mahkemeler çoğunlukla ceza hukukunda tam siyasi suç olarak nitelenen suçları yargılayan siyasi nitelikli mahkemeler olmuştur. Yargı siyasallaştığı gibi siyasetin ve gücün de bir aracı hâline gelmiştir. Son olarak hükümete kadar uzanan bir yolsuzluk soruşturması, şeklen de olsa var olan yargı bloke edilerek engellenmiştir. Siyasi suçlarda bir kıyım makinesi olarak işleyen hukuk karşısında suspus olan iktidarın birdenbire telaş ve panikle hareket etmesi ve çöküşü hızlandırması bizi hukuku ve yargıyı herkesin hukuk güvenliği bakımından yeniden inşa sürecine getirmiştir.

Hukuk ve yargı bu hâlde iken çöküşü hazırlayan merkeziyetçi siyasi sistem demokrasinin, bireyin ve sivilin ortaya çıkmasını engellemiştir. Rejim, sıkıyönetim ve askerî darbe dönemleri dışında da otoriter niteliğini devam ettirmiştir. Bütün yetkiler merkezde toplandığından ve parti içi demokrasi işlemediğinden iktidar tek kişide şahsileşmekte ve otoriterleşmekte, yolsuzlukla kirlenme hızlanmakta, yerelde demokrasi gelişememekte, sivil ve birey ortaya çıkamamaktadır. Bölgelere merkezden yetki devri siyasi birliğin, demokrasinin ve özgürlüklerinin güçlendirilmesi, bölgelerin ihtiyaçlara uygun olarak hızlı kalkınması, sivil bireyin yerelde ortaya çıkması gerekçelerine dayanır. Bölgesel planlama, kalkınma, eğitim, sağlık, şehircilik, çevre sorunları, turizm, bayındırlık, balıkçılık, tarım ve güvenlik gibi konular bölgenin yetkisine girer. Kalıcı barışa ve demokrasiye yaklaşmanın yolu ademimerkeziyetten geçer.

Çöküşe neden olan diğer önemli bir nokta okul, aile, siyaset, ordu, polis, medya gibi kurumların demokratik değer ve kültür üretmemesi, şiddet, çatışma, uzlaşamama kültürünü çoğaltmasıdır. Ayrıca siyaset kurumu ve ordu, polis, jandarma, istihbarat servisleri gibi bürokratik kurumlar şeffaf ve hesap verebilir olmayıp, sivil demokratik denetime tabi değildir.

Yukarıdaki tablo çöküşün genel resmidir. Bu çöküş bir yeniden inşanın zorunluluğunu ve imkânını işaret etmektedir. Siyasetçilerin akıllarını başlarına alması gerekiyor. Sadece HSYK’yı tartışıp, bu kurumla ilgili olarak Anayasa’da yapılacak bir değişikliği yeterli bulmak tam bir aldatmacadır. Cumhurbaşkanı Gül, siyasi partileri yeni bir felsefeyle oluşturulacak sivil ve demokratik bir anayasa için biraraya getirmelidir.

Katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü, farklılıkları hukuk güvenliği şemsiyesi altında koruyan, merkezin yetkilerini bölgelere dağıtan, etnik kimliklere değil yurttaşlığa vurgu yapan, Kürtlerin, Alevilerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, solcuların, laiklerin taleplerini hukuk ve özgürlük temelinde karşılayan ve gerilimleri yumuşatan bir anayasa yapılması. Bununla birlikte toplumsal ve siyasi barışı sağlamak ve yeni bir sayfa açmak üzere siyasi bir af çıkartılması. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ise herkese güven verecek tarzda sürdürülmesi. Beyler! Gök kubbe başınıza ve başımıza çöktü. Yeniden inşaya başlayın.

umitkardas@gmail.com

http://www.umitkardas.com

twitter.com/umit_kardas