Gezi eylemcilerinin alternatif bir önerisi var mı?

20/07/2013

A.Haluk Ünal

Şöyle düşünebilirsiniz, eğer Gezi Parkında her gün düzenli forumlar olsaydı, parkta yatıp kalkanlar kendi temsilcilerini, sözcülerini seçmiş olsaydı, bir basın mensubunun ne istiyorsunuz, sorusuna ne yanıt verirdik?

Tayyip İstifa, Hükümet İstifa, türünden yanıtlar ortak kimliğimizi, parkta kurulan yaşamı tanımlamaya yeter miydi?

Ortak bir hedef olarak övünülebilir, yol gösterici siyasal bir değer taşır mıydı?

Yoksa şöyle maddeleri olan bir sözleşmeyi imzaya açmak daha mı anlamlı olurdu?

Gezi parkı direnişçisi olarak, başta gezi parkı olmak üzre yerkürenin hiçbir yerinde

Her türden şiddete, vandallığa, eril, ırkçı, ayrımcı ötekileştirici yaklaşım ve söyleme izin vermeyeceğim.

Varolduğum her yaşam biriminde toplumu ilgilendiren bütün kararların en geniş katılımla alınmasının güvencesi olacağım.

Çoğulculuğun, çok sesliliğin güvencesi olacak, mutabakat, uzlaşma kültürünü her vesileyle güçlendireceğim.

Sahip olduğum ve erişebildiğim olanaklardan herkesin eşit olarak faydalanabilmesini önceleyeceğim.

Bir tek kişi bile olsa her türden farklı düşünce, inanç ve kimliğin kendini özgürce ifade etmesinin güvencesi ve koruyucusu olacağım.

Yaşam alanlarında çoğunluğun azınlık üzerinde tahakküm kurmasına, azınlık haklarını görmezden gelmesine izin vermeyeceğim.

Doğaya müdahale anlamına gelen her girişimin insan ve doğa uyumu temelinde ele alınması için elimden gelen çabayı sarfedeceğim. Vb.

Maddeleri çoğaltabilir, temel insan hakları, hukuk ve adeletin üstünlüğü vb maddelerle zenginleştirebilirdik. Ama önünde sonunda hepimizi çerçeveleyen bir ilkeler manzumesi, yol ve yöntem, yani bir “sözleşme” elde etmiş olurduk.

Gezi Direnişi gibi tarihsel bir dönüm noktasında, gezi parkının kendisini böyle bir metinde tanımlaması son derece politik bir başlangıç olurdu.

Çünkü katıldığımız direniş de son derece politik bir eylemdi.

Malum, politika en yalın tanımıyla, hayatımızı temelden ilgilendiren konularda kararların alınma sürecine etkin biçimde katılmak, anlamına gelir.

Gezi direnişi, hayatımızı temelden ilgilendiren Taksim Yayalaştırma Projesi vesilesiyle, bir çok benzer bize danışılmadan alınmış karara olan tepkimizin ifadesi olduğu için, son derece politik bir eylemdi.

Böyle politik bir eylemde sokaklara politik bir itirazla çıkmış olanların, kazanımlarını güvenceye almaları için, ne istediklerine ve nasıl istediklerine ilişkin bir ortak metin üretmeleri bir sonraki mecburi politik adım değil midir?

Ya da yöneticilere ne kadar kızarsanız kızın, “ bunlar bana sormadan çoğunlukçu bir zihniyetle, hayatıma ilişkin çok temel kararları alma hakkını kendilerinde buluyorlar.” düşüncesindeyseniz, kendinize de şunu sormaz mısınız?

Peki ben yönetiyor olsam, onlar gibi yapmayacağıma göre, 15 milyonluk istanbul halkına nasıl, hangi yöntemle ve araçlarla sorardım? Hangisi en gerçekçi, adil ve eşitlikçi yöntem olurdu?

Yukarıda örnek olsun diye önerdiğim sözleşme maddelerine baktığınızda uygun bulun veya bulmayın, toplamının bir ilkeler bütünü ve aynı zamanda bir yöntem ve model oluşturduğunu görürsünüz.

Eğer çifte standartlı, keyfi bir yönetim istemiyorsanız, ilk yapmamız gereken böylesi bir yöntem /model üzerinde anlaşmış olmayı gerektirmez mi?

Hareketin ilk günlerinde “Tayyip istifa, hükümet istifa, kahrolsun faşizm” sloganlarıyla sınırlı kalmamızın anlaşılır bir yanı vardı.

Ama iki ay sonra, forumlarda bile bu türden metinler önerilmiyor, pozitif politika için çaba sarfedilmiyorsa ne düşünmemiz gerekir?

Bundan sonra sokağa dönük yapılan çağrılara ben ve benim gibi katılması beklenen insanlar, katıldığımızda velev ki hükümet düşecek ve beni çağıranlar yönetecekse, nasıl, hangi yol ve yöntemlerle yönetecekler bilmemiz gerekmez mi?

Hükümetin iddia ettiği gibi darbeci zihniyette değilsek, bizi ayırt edecek olan nedir? Deklare ettiğimiz alternatif sözleşmemiz değil midir?

Hükümet 10 yıl önce bir program ve sözleşme önerdi. Bunu güncelleyerek, iyi kötü uyguladı.

Bu direnişte ise hükümetin sunduğu sözleşmeye katılan da katılmayan da yer aldı. Bir itirazda ortaklaştı. Katılan, sözleşmeyi bozduğunu düşünerek, katılmayan, (herhalde) kendi sözleşmesini hatırlatmak için yer aldı.

Peki bizi sokağa çıkaran itirazların ötesinde, biz Gezi Parkı Direnişçilerinin alternatifi nedir? Aramızdaki sözleşme nedir? Ortak referanslar nedir? Bu konu hepimizin en önemli önceliği değil midir?

Yarın ortak bir belediye başkan adayı, ortak bir seçim partisi belirlemek için, önce Gezi Parkında fiilen yaşattığımız hayatı, şimdi semt forumlarında bir sözleşme metnine dönüştürmek çok mu zor; çok mu gereksiz?